on tane tahtam vardı. nedendir bilinmez, tutup sekiz tanesini, altımı oyan komşuya hediye ettim!..al bunları dedim, ne yaparsan yap!..altımı oyduğu falan umurumda değil!..çünkü onu, her namaz vakti camiye giderken görüyorum!..sağdan soldan duyduğuma göre Tanrı ile arkadaşlığı, cennete gidip hurileri görmüşlüğü varmış, bu komşumun!..e!... on tahtamın sekizini ona vermeyip de, kime vereceğim!..veririm, hem de geri ödemesiz!..
şimdi diyeceksiniz ki, bu komşu ne yapacakmış, senin verdiğin tahtalarla!..söyleyeyim:
şey dedi, başka tarafa gitmesinler diye sivrisineklerime yuva yapacağım!..
anlaşılan, sivrisinekleri çoğaltıp, büyütecek!..iğnelerinin uzamasını bekleyip, salacak ortalığa!..her yer vızır vızır sivrisinek sesiyle dolacak!..biz o sesleri, şarkı sanacağız!..dinledikçe mest olacağız!...bir taraftan da ısıracaklar bizi, sıtma hastalığına yakalanacağız!..ha şimdi sokacak, ha birazdan sokacak diye diye uyuyamayıp (!) uykusuz kalacağız!..
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Gülümsettiniz,
Aman tahtaları eksiltmeseydiniz, azıcık sır vermekte yeterdi komşuya
Tahtayı yerine koymayı beceremez şimdi
Saygıyla , esenlikle
varsın tahtası eksik desinler
"Tahtası eksik" desinler
Varsınlar;
Sivri sineklere
Bataklık meraklılarına bulaştırmasınlar da...
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta