Adil Dedenin keyfi yerindeydi. Ortalık yavaş yavaş ısınmaya başlamış, çiçekler açılmış, ağaçlara su yürümüş, koyun ve keçiler doğurmaya başlamıştı. Bu yıl koyunlar çifter çifter doğuruyordu. Ay eskimiş aşı ve dikim mevsimi başlamıştı. Evde ve köyde herkeste büyük bir telaş vardı. Mustafa’yı davara göndermiş küçük torunu ile şakalaşıyordu. Fatma kocana ise un eliyordu.
-Öğlene pide yeriz artık…
-İnşallah yetiştirebilirim, daha fırını yakmadım..
- Gelinler nerde, onlar yaksın fırını.
-Herkes bir işin ucundan tutuyor kocaadam.
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta