Divan şiirinin çağdaş bir neferi olarak kalemini elinden bırakmıyor. Her dize, hem bir miras hem de bir başkaldırı. Şiirleri ile , adaletin ve güzelliğin peşinde koşmaya devam ediyor.
Ey söz eri sanıp kendin, edebden bî-nişân herîf,
Külhan gibi ağzın duman, sözün yalan, vicdân harîf!
Sarayda vezir olsan da, aslın pazardır, bil bunu,
Zîrâ nefsin tellâl olur, senin kalbin bir esrîf.
Ey ser-i kel, kibriyle arşa direk sanırsın,
Câm-ı dünyâyı avuçla içmiş mi sanırsın?
Yuvarlak başın olmuş misâl-i küre-i hâk,
Meğer zannın bu imiş: cihan sana mekân sanırsın.
Lisânın yalan, ef’âlin mekr ü hîle-i pâk,
Ey nâdân-ı zamâne, lisânın zehir olmuş,
Sözün fitneye bâis, gönlün kahır olmuş.
Her dem birini yâd eder, eğlenirsin yalanla,
Ne mârifet, ne edep; hep gam u hır olmuş.
Berîd ism ile ettin nice da‘vâ-yı kibâr,
Lâkin ahdinde sebat görmedi bu dil-harâb kâr.
Akd ü nâmûs deyü kurdun kelâmında hisâr,
Rüzgâr-ı menfaate düşdü heman o dîvâr.
Ey san’atkâr, san’at bilmez hâsıl,
Kalem elinde, mâna boşa asıl!
Kitapta leke, eser kibir nâşî,
San’at dedin, lâkin rûhun âşî!
Şâir ki şi’ri katleder her dem,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!