Hak Çalabım sen bilirsin,
Habir sen, Vasi, Alim de,
Bulamazsam, sen bulursun,
Aşinadır her halim de,
Hüda adın farsça kökü,
Hak Çalabım ermez aklım,
Yoktur senden gizlim saklım,
Soruyorum süklüm püklüm,
Makbul kulun hangisidir!
Namazı kılıyor ama,
Kavmi helak şu Hud’una,
Süleyman’a Davud’una,
Devletle had hududuna,
Bir hünkarlık vermedin mi!
İdris yazdı, senden yardım,
Nice kullar Hak Çalaptan,
Cennetini diliyorlar,
Bir girdirme ızdıraptan,
Gör bak seni siliyorlar,
Yaratmışsın Şeytanları,
Reva mıdır bu kullara,
Çalar nefsimde çanları,
Büründük türlü hallara,
Kullarında ego kibir,
Kalpleri kapkara olmuş,
Nasıl edilir ki tabir,
Şeytana maskara olmuş,
Bir açı doyursa içimiz yanmaz…
Hak hukuk adalet üçümüz yanmaz…
Koyunu kurt kapsa keçimiz yanmaz…
Sürüyü sebepsiz gütmezmiş insan…
Mazide kalmıştır, insanlık var da…
Kimseye benzemez zarif nadide,
Yıldızları yuvasından soldurur,
Hem melek hem şeytan cadı adi de,
Hasta eder devasından oldurur,
Ya kartal, ya şahin, yahut atmaca,
Zaman bozuk zaman kötü...
Artık koyun Kurda avcı...
Ayrı oynar başı götü...
Koç avukat geyik savcı...
Çekinmiyor artık çoban...
Mısralara takılı kalmış bir garip virgül...
Nokta sana düşman mı, somurtma yeter bir gül...
Sen sonda olamazsın, böyle değilki usül...
Kakülsün mısraların takılırsın saçına...
Nokta ise sadece konuluyor kıçına...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!