Kalpler arasında telefon varmış gibi hatta bu daha garip bir telefon, hep açık. Sesimi hep duyuyor. Beni yalnız bırakmıyor. Küs olmasına rağmen, ne zaman zorlansam yanımda oldu.
Sevgilimsin , kim olduğunu düşünmeye vaktin yok,yapacak
işleri düşünmekten
Kalabalığın içinde kalabalıktan biri
Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi
Sevgilimsin,ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli
Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden
Devamını Oku
işleri düşünmekten
Kalabalığın içinde kalabalıktan biri
Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi
Sevgilimsin,ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli
Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden




Ben de çok özledim ama ne yapayım.. öyle şeyler işte dünya..
Ben bugün, beni bugün babam aradı. Usta arabayı yapmış dedi. Arabayı buraya getirecekmiş. Sonra da gidip, ben geri aynı yerden dümdüz gidip hastaneye varıp, oradan eve gelecekmişim. Yol düz dedi babam, neyse. Adam da aradı. Adres sordu. Ben de caminin yanı dedim. Cami evimin yan camından görünüyor, o kadar yakın, evin arkası camiye bakıyor. Ben dışarı çıktım, caminin orada beklerken komşum liseye yeni giden oğlunu almış hastaneye gidiyor. Dişi ağrıyormuş çocuğun. Ben de dedim ben burada ustayı bekliyorum, arabamı getirecek diye. Usta geldi. Arka kapıyı açamadım. Neyse düğmesini kaldırdı. Oturdum. Sanayiye gitti. Arabanın yönü hazır şekilde dükkanı taa karşıda o indi, ben öne geçtim. Yola bir girdim. Korka korka gidiyorum. En ana cadde, çok ana cadde. Koca koca tırlar tam yan şeridimde çok hızlı, kütür kütür gidiyor. Baktım ki benim yolumda hiç araba yok. İçime kurt düştü. Acaba ben emniyet şeridinden mi gidiyorum. Benden başka yok. Herkes orta ve soldan gidiyor, tek ben sağdan gidiyorum. Dua ede ede korka korka gittim. Yolun ilerisinde benimle aynı şeritte birini görünce içim biraz rahatladı. Belki de yan yola sapacaktı ama olsun. Benim ortaya geçme şansım yok. Geçerken vururlar, onlar 100, ben 30-35-40 civarı gidiyorum. Koca koca tırların yanında durmaya korkuyorum, bir de dizüncük olup peş peşe nasıl gideyim. Tırlar yanımdan geçerken ben Allaha yalvarıyorum korkudan. Neyse, önden o başka araba içime biraz rahatluk verdi. Hastaneyi görünce de dua etmeye başladım. Allahım nasıl o tarafa geçeceğim, ne olur geçeni göreyim nasıl geçiyorsa öyle geçerim diye. Sonra bir iki araba saptı o tarafa.. ben de yavaş idim ama daha da yavaşlayıp sağa saptım, kolayca kayıp, geçtim. O ara hastaneden araç çıkış trafiği yoktu Allah'tan. Oradan geçip önüme bir yavaş araba düştü. İyice yavaşladım, o daha da yavaşlıyor, durdum en son, araba meğer park edecekmiş. O park yaptı, yol orada dar, arabalar park yapmış olduğundan.. karşıdan araba geliyor. Ne yapacağım ne yapacağım diye panik olacakken artık boş verip de bekledim. Bir şey yapmadım. Onlar geçti, sonra ben geçtim. Hastanenin yanından acil tarafından kayıp giderken dolmuşu gördüm. Bu gitmeden geçmeliyim, kalkmadan geçmeliyim diye önüne atladım, önü sıra gidiyorum, oradan eve geldim. Evin önüne park ettim. Dümdüz ileri yol yönüne park ettim. Annem beni arıyor, zaten içim sıkılmış, bunalmış, stresten gelmişim, yola dönük park et diye bana baskı yapıyor. Telefonu kapattım, içim sıkıldı. Sonra video açtım. Geri gidip evin önüne geldim. Videoda arabanın soluna dikine geri geri park anlatılıyor. Ben sağına park edeceğim, sağı sol, solu, sağ düşünüp yaptım. Zar zor yanlış taraftan taştan da atlatıp parkı yaptım. Şimdilik oldu bittiye getirdim. Hau videomda eve sırtını vermiş olan benimki. Üzerine bir örtü örttüm camı donmasın diye. Size göstermek için paylaştım da, gördünüz mü..
Dün sabah pansiyona gittim. Ama dedüğüm gadar kolay olsa.. ha u araba ile çektüğüm çileler.. arabaya bindim, vites donmuş, ileri atamim, geri atamim, boşa atamim. O kadar uğraştım ki, babamı da aradım. Babam bana kızıyor, ben sitresten kendimde değilim, pansiyona giriş saatim geçmiş. Ben geç kalan bir insan değildim. Çok geç kaldım diye ağlamaya başladım. Annem inmiş evden yanıma, hava buz gibi, annem ağlama komşu geliyor diyor. Ayıp ağlamak diye hemen topladım kendimi, komşu da baktı, ama o da yapamadı. Demek ki suç bende değilmiş. Dedi ki el frenini indirerek bırak, yoksa donar. Arabayı arkadan itip beni yola koydular, ben ileri gitmeye başladım ama araba kendi gidiyor artık , gazdan ayağımı çeksem de yavaşlamadan gidiyor. Hem de düz yol.. ben arada frenle yavaşlatıyorum, okula gittim, durdum. Orada kadın bir hoca belleticilikten çıkacaktı. Nöbeti bitmiş. O da dedi, el frenini inmiş bırakmamı, çekersem donacağını.. ben de el frenini babama dedim. Babam da madem öyle, birinci vitese al, çoluğun çocuğun üzerine kayar belki diye mi niye ise, ben de öyle yaptım. Ta bugün öğle vakti, bir eve gidip eşyalarımı eve bırakayım dedim, fakat yarım saat geçti kalkamadım. Ben de geri indim, tıpış tıpış okula.. Neyse çıkışta usta çağırdım. Usta geldi. Uğraştı, birşey yapamadı. Bunu dükkana götürsek daha rahat yaparız dedi. Çekici işi çıktı. Usta eve bırakayım ev yakın mı dedi, ben de yakın, ben giderim dedim. Bir sürü eşyam ağır zar zor götürdüm dolmuşa yolun yarısını dolmuşla gittim, devamını yürüdüm. Eve geldim, dondim. Neyse.. anahtarım iki tane diye gitmekle uğraşmamak için ustaya anahtarı da vermiştim. Çekici kadın beni aradı. Dedi ki, anahtarla bizi orada beklemeniz lazım. Ben strese girdim. Dolmuştayım. Eve gidiyorum. Eve geldim, ikinci anahtarı aldım. Dondum, buz gibi, dolmuş yerine yürüdüm, yolun yarısı bitti, öteki yarısını dolmuşla gittim. Okul bahçesinde ustayı aradım. Çekici gelecek dedim. Ben anahtarla onu bekliyorum. Usta demesin mi beklemenize gerek yok, benim tanıdığım birisi az önce yanımdaydı, anahtarı ona verdim diye, bana kadın öyle dememişti. Babamı aradım. Babam da usta bana öyle dememişti diyor. Babam çekiciyi ayarladı, usta ile de görüştü ama olan bana oldu. Bu defa annemi pazar sabahı evde tek bırakmıştım. Ekmek bitiyor da olabilir ekmek alayım diye markete yürüdüm, iki pide aldım. Hoşbeş gofret gördüm, elime aldım kakaolusunu, sonra geri bıraktım. İnsan her canının istediğini de yememeli, israf misraf diye.. İçim yanarak Allahım bana sevap yazmayı unutma dedim, sonra da Allah hiçbir şeyi unutmaz zaten diye aklımı tövbe ettürüp düzelttim. Habu içimdeki şeytanlığı demesem iyiydi. Neyse eve geldim. Beni bu defa çekici aracı aradı. Ne yapacam diye strese girdim. Annem de aç dedi, mızurdanmayı bırakıp açtım. Adam bir araç vardı alacağız gibisinden, ben de durumu söyledim, o dedi ki usta bana dedi şimdi başka işim var, sonra getir demiş arkadaşına, adam bana öyle dedi, sonra da yarın sabah gelip alacağını söyledi. Ben pazar sabahından bir kesit daha anlatayım . Ben debriyaja basıyordum. Ayağımı bi kaldırdım, debriyaj yok. Ben de dedim, demek boşluğa bastığım için araba çalışmadı dedim. Eğildim, 3 tane birşey olacaltı 2 tane var. Eee debriyaj.. bir de ne görim. Debriyaj donmuş duvara yapışıp kalmış. Ayağımın uç kısmıyla vurup geri çıkarmaya çalıştım 3 e çıktı. Neyse ha bu araba sanki uğraştıran çocuklar sınıfı gibi hayatıma eklendi. Böyle işte..
Çin'in ipek yolu projesini Çin'den İngiltere'ye uzanan,Azerbaycan, Türkiye, özellikle de Çanakkale Köprüsü ile Çanakkale'yi de geçerek demirin kuvvetiyle iki şeytanın dünyayı kasıp kavurmak istemesinin ürünü olduğunu düşünüyorum. Doğu Türkistan'ı zaptettikleri gibi bizi de zaptetmeyi hayal ediyor. Çin ile yapılan zerre kadar ilişkiye tahammül edemiyorum. Bir yerden yanlışlıkla Çin malı alsam içime oturuyor.
Ben, geçen cumadan son iki ders sesim kısılmıştı, sonra boğazlarımda korkunç bir mikroplanma hissettim. Pansiyonda nöbetçi idim diye de ağladım. Pansiyondan Allah'tan kurtuldum. Normalde kurtuluşum yoktu. Hasta oluyorum çok kötüyüm desem de kurtulamamıştım. Akşam ezanı kıyısında kurtuldum sonra. O gün bugündür boğazım öksürmek vesaire çok yoruyor. Annem hasta geldi yanıma, aynı onun o çetin hastalığı bende de oldu. Boğazım yine şişmiş çok. Okuldan geldiğimde sağ kulağım tıkanmıştı. Epey uyudum bu akşam.. kulağım yine kötü. Yarın okul tatil olmuş kar tatili. Sadede gelemedim.
Bizim gruba kardeşim bir pdf attı. Bu ablamın arabası mı diye dalga geçmiş. Annem de bana imada bulundu söylemeyecekmiş ama alıştıra alıştıra birşey demeye çalışıyor. ceza yemişim diye anladım. Nerede dedim. Grupta var mı, var dedi. Annem de biliyor, ceza alırsam daha korkup da trafiğe hiç çıkmam. Ben de o kadar üzüldüm ki, hangisi acaba hangi yaptığım şey. Kırmızı ok ile kırmızıda arkadan korne çalıyor diye geçmiştim. O muydu, ana çok ana bir yolda dönerken yolun ortasında kaldım, o mu.. marketlere gidip acemice döndüm bir sürü şeyler aklıma geldi. Neyse bundan sonra yürüyüp okula gitmeyi hayal ettim. Araba öğrenmekten vazgeçtim. Babama söyle gelsin arabayı alsın diyecektim. 4 lü açık, farlar açuk gidiyordum sinyal minyal olmadan acaba ona mı ceza verdiler diye düşündüm. Trafik polisi öğrenen insana da ceza verirse nasıl öğreneceğim diye darıldım, daha da çıkmayacaktım tam.. Sonra gördüm ki düzenleme tarihi araba bana gelmeden önce, aslında ceza da değilmiş, birşey ücreti imiş. Ama benim moralim motivasyonum gitti bir kere daha da ceza değilse de ağladım. Ama şimdi geri yüklendi. İşte bu kadar havadislerim.
Babam otogara gitmeden beni yine çalıştırdı. Trafik çoktu. Devamlı durmak ve yeniden çalıştırmak zordu. Baştan başlatmak zorunda kaldım. Babam çok kızıyordu. Gidiş saatine de az kalmıştı. Yanlış yerlere de atlamışım. Otogara bir defa gidip döndüm, sonra benzin gaz yerine gittik, oradan çarşıya, tekrar geriye, çok stresler içinde götürürken babam geç kaldığı için yer değiştirdik en son ama o stresle ömrümden ömür gitmeye çalıştı. Babam otogara gitti. Daha önce gitmeyi öğrendiğim yoldan dönüşü yaptım, eve kadar bir şekilde geldim. Fakat park yapamadım. Bir ara arkaya daha ne kadar geri geleceğim diye bakmak için el frenini çekip indim. El frenini ayarlamadan nasıl olmuşsa gittim. Yanlış çıkmışım, kaldırım gibi bir yere düzgün yerden çıkmam lazımdı. Düz çıkış kısmından değil, uçurumlu yerden çıkmışım. İleri gitsem altı vuracak, geri gitsem gidiş yeri kötü, en son bir arabayı açayım dedim, açılmıyor. Çeviriyorum anahtarı ama çalışmıyor. Ağlayacaktım tam orada, ayıp olmasın diye kendimi zor tutmaya çalıştım. Annem de yanımdaydı. Komşu geldi de yardım etti, yönetici olanı da arabasıyla gelmişti. O yardım etti.
Bir ara çocuklar 10A, bana sordu. Hocam instagramınız vat mı? Ben de benim yok
-benimkini instagramı güya boykot edeyim derken kapatmıştım, sonra boykot ettiğimi unutuyorum ama-
Ama rahmetli kedimin instagram hesabı var, onu kullanıyorum dedim. Kedimin adını sordular, Abdurrahim dedim. Ha u akıllı gızlar hesabımı aramış, taramış, bulmuş. Bana da derste söylediler. Ben de başka sınıflara söylemeyin dedim. Neyse, bugün bir kız hikayemi izlemiş, beğenmiş. Özel hayatımın gizliliği bozuldu.
Babam amcamdan alıp yaptırdığı arabayı bana getirdi. Bugün çukur tümsek giderken birşey olmuş. Gaz mıdır nedir, mavi iken kırmızı oldu. Orada borusu çıkmış, ne denisa artık, demiri bile yamulmuş. Babam sanayiye götürdü. Park yapması çok zor. En sağdaki çadırı yönetici satmış babama, fakat kaldırımdan çıkıp, topraklı yere girmek lazım. Zaten park yapıp kaldırması zor. Oraya nasıl çıkayım? Defalarca durup durup tekrar çalıştırdım. O kadar çok ki, en son anahtarı çevirdim ama çalışmaz oldu. Öyle işte. Düz gitsem iyi, önüme insan, araç vesaire gelmemesi lazım. Bir de park edip tekrar oradan çıkma işi onun çaresi zor. Babam yarına bilet almış gidiyor. Araba ve ben başbaşa kalıyorum. Annem de ara tatile kadar benimle inşaallah.
Annem babam gelmişler, benim haberim yoktu. Yarım saat kalmış meğer. Ben bacımla konuşuyorum. Bacım diyor ki pansiyondan çıktım okuldan çıktım eve aç geliyorum güya, yemeğin var mı diyor. Ben de yook, dedim. O da ne yiyeceksin diyor. Her şey yerim, hiç olmazsa zeytin peynir yumurta var dedim. Neyse, yarına yapacağım yemeği erken yapmamı tavsiye ediyor. Sarmayı ne yapacaksın, ben kendime şu yemeği zor yaptım, o da bozulmasın diye zar zor yaptım, sarma yapmaya üşenmiyor musun dedi, ben de ne var. Otururken yaparım dedim. Neyse o ara marketten birşeyler seçiyordum, bacım dolmuşta aradığı için hızlı seçemedim. Bacım neden dolmuşa biniyorsun 15 dakikaya eve yürürdün dedi. Ben de hiç yürüyesim yok, en azından yolun yarısını o götürür dedim. Neyse işte ha öyle işte. Eve geldim bacım erken kapattı, neyse eve gidince konuşuruz dedi. Daha dışarıdayım binanın önünde yine arıyor, eve geldin mi diyor. Neyse aradaki ayrıntıları uzatırken size bu ladar gereksiz ayrıntıları söylemek bana ayıp geldi. Atladım gitti o zaman. Evet, annemin mesajında video ve karlı yollar. Ben işi anladım. Sarmayı marmayı bıraktım. Hızla mercimek, pilav, buzluğa attığım köy tavuğunu fırın poşeti ile fırına. Daha mercimek yeni pişerken, robotu da attım içine öğüttüm. Soğanları iri iri atmıştım. Ya yine ayrıntıya geçtim. Neyse geçtim onları. Annem babam yanımda çok şükür, sadet buydu. Şimdi de çay içiyoruz.
Bu şiir ile ilgili 38 tane yorum bulunmakta