Sarhoşluğumuzun ikindi vakti,
Rollerin değişildiği yeni bir sabaha daha uyandığımızda,
Bizim evin arkasındaki,
Harabe olmuş kömürlüğe bakardı gözlerimizin penceresi.
Meyhane pilavı eşliğinde dibine vurduğumuz bir büyüğün,
Hatırı sayılır bir meblağ da bıraktığı bir ton acı.
Kalbin çiğ kalmış hamurunu yoğururdu sancı.
Kalıntısı içine çökmüş,
Çözeltisi henüz çözülmemiş bir kimyasalın,
Katıksız mezelerle olan birlikteliği ile,
İnsanı darmaduman eden Zeki Müren şarkıları.
Sarhoşluğumuzun akşam vakitlerinde,
Tek kişilik masalarda yığılıp kalmış adamlara eşlik eden,
Devrilmiş boş rakı bardakları.
Afrika ’daki susuzluk protestosundan kalma,
Buzun yokluğunda,
Ama acının bolluğundan,
O meşhur seklerin,
Karaciğerde bıraktığı acımtırak zayiatın tadı.
Sekteye uğrayan pavyon sanatçılarının, detone olmaktan çatlamış boğazları.
Sarhoşluğunun gece yarısı,
Yokluğumu hissettirmesin diye,
Üzerimden tenimi çıkartıp portmantoya astım giderken.
Önceki günün mağlubiyetine uğramış ince bir baş ağrısı,
Yanında tanımadığın kadınların birbirine karışmış o baygın kokusu.
Bilmediğin bir ilin alan koduyla başlayan yedi haneli bir telefon numarası.
Beyninde,
Silahlarını yeni bırakmış bir grup peşmerge topluluğu.
Topuklarından toplu iğneler topladığımız hayallerin altın vuruşu,
Gece,
Alkolmetrelerin, insan suratlarına vurulduğu son gece vurgunu.
Kayıt Tarihi : 5.12.2011 20:37:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!