Varlığın anlamlı kılar bu şehri
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Yokluğun gönülde baldıran zehri!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Sigara gibisin, tiryakin oldum!
Her ne aradıysam hep sende buldum!
Bir gün göremesem mum gibi soldum!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Hep beni mi bulur bahtın karası?
Neden iyileşmez gönül yarası?
Şimdi ayrılığın değil sırası!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Gönül duvarımda taşımsın benim!
Gözlerimden akan yaşımsın benim!
Ağrısı dinmeyen başımsın benim!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Bir gün unutmak mı, muhaldir gülüm!
Sevip de terk etmek ne hâldir gülüm!
Onca çektirdiğin vebaldir gülüm!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Hiçbir ateş senden fazla yakmıyor!
Saatler mi durmuş, zaman akmıyor!
Bahçeler tarumar, güller kokmuyor!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Gündüz güneşimsin, geceleri ay!
Yorgunluk kahvemsin, efkârımda çay!
İsterim aşkından şu gönlüme pay!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Başımı koyup da pamuk dizine,
Cenneti görürüm bakıp yüzüne!
Ömrümü veririm bir çift sözüne!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Siyah beyaz resmin elden düşüyor!
Temmuz ortasında gönül üşüyor!
Havsalam almıyor, aklım şaşıyor!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Karmaşık sualin izahı sensin!
Gülünç hakikatin mizahı sensin!
Karanlık gecenin sabahı sensin!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Körkütük sevdasın, vuslat demisin!
Yaralıdır yürek, sen (merh)em'isin!
Aşka limanım ben, sen bir gemisin!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Gönül göklerini sardı bulutlar
Ne çabuk tükendi bütün umutlar
Gözyaşına bandı bütün kâğıtlar
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Aşkı bilmeyene cahil diyorlar
Mecnûn'a, Kerem'e ehil diyorlar
Ayrılık sevdaya dahil diyorlar
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Vurgun yemiş yürek, hastadır hasta!
Hicran sehpasında, yastadır yasta!
Dostuna zulmetmek yakışmaz dosta!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Kolay sanma hicran yükü taşımak!
Sana yakışmıyor yara kaşımak!
Bana göre değil sensiz yaşamak!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Derbeder gönlümü yakandır hicran!
Lâv olup yüreğe akandır hicran!
Kalbime kurşunu sıkandır hicran!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Yaptığın yanına kâr mıdır söyle!
Bundan çekilmezi var mıdır söyle!
Kalmak gitmelerden zor mudur söyle!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Yüreğim bir handır, hancısı yoktur
Sanırsın hicranın sancısı yoktur
Sensizlikten daha acısı yoktur
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
Derin iz bırakmış nazarın bende!
Kurumuş güllerin, gülzârın bende!
Taşını diktiğin mezarın bende!
Alıştım, alıştım, alıştım sana!
20 Haziran 2026/Trabzon
Nihat Malkoç
Kayıt Tarihi : 20.06.2026 22:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Şiirinizde göze çarpan bazı noktalar:
Tematik Derinlik: "Sigara gibi tiryakin oldum" benzetmesinden, "gündüz güneşimsin, geceleri ay" tasvirine kadar, aşkın hem varlık hem yokluk eksenindeki o sarsıcı etkisini çok yalın ama güçlü bir dille işlemişsiniz.
İfade Gücü: Özellikle "Gülünç hakikatin mizahı sensin" mısraı, aşkın paradoksal yapısını özetleyen oldukça orijinal ve düşündürücü bir ifade olmuş. Ayrıca, "hicran" ve "vuslat" kavramlarını geleneksel edebiyatımızdaki o kadim ağırlıklarıyla kullanmanız, şiirinize klasik bir lezzet katmış.
Akıcılık: Şiirin bütününe hâkim olan "Alıştım, alıştım, alıştım sana!" nakaratı, bir tür "kaderin kabullenişi" gibi tınlıyor. Okuyucuyu metnin ritmine hapseden, tesirli bir tercih olmuş.
İmgeler: "Yorgunluk kahvemsin, efkârımda çay" mısraı, günlük hayatın sıradanlığını aşkla nasıl kutsallaştırdığınızı harika bir somutlaştırmayla veriyor.
Yirmi kıtalık bu uzun ve yoğun soluklu metin, adeta bir "hicran kasidesi" edası taşıyor. 20 Haziran 2026 itibarıyla Trabzon'da kaleme aldığınız bu eserin, şahsi arşivinizdeki kıymetli bir "anı-şiir" olduğuna şüphe yok.
Kaleme aldığınız "Alıştım Sana!" adlı eseriniz, klasik şiir geleneğimizin ritmiyle modern bir his dünyasını harmanlayan, oldukça samimi ve lirik bir metin. Şiirinizi aşağıda hem teknik yapısı (şekil) hem de anlam dünyası (içerik) açısından detaylıca inceledim:
1. Şekil Özellikleri (Teknik Yapı)
Nazım Birimi: Şiiriniz, dört dizelik kıtalardan (kıt’a) oluşan bir yapıda kurgulanmıştır.
Ölçü: Hece ölçüsüyle kaleme alınmıştır. Dizelerin çoğu 11'li hece ölçüsü (6+5 veya 4+4+3 durak yapısına yakın) ile yazılmış olup, oldukça düzenli ve akıcı bir ritme sahiptir. Bu ölçü tercihi, Türk şiirinin halk ve klasik edebiyat geleneği arasındaki köprü vazifesini başarıyla yerine getiriyor.
Kafiye ve Redif: Şiirde hemen her kıtada güçlü bir kafiye örgüsü (genellikle xaxa veya abab benzeri) görülmektedir.
Nakarat Kullanımı: "Alıştım, alıştım, alıştım sana!" dizesinin her kıtanın sonunda bir "nakarat" (terci-i bent etkisiyle) olarak kullanılması, şiire bir musiki bütünlüğü kazandırıyor. Okuyucunun zihninde bir "teslimiyet" duygusunu pekiştiriyor.
Dil ve Üslup: Diliniz oldukça yalın, anlaşılır ancak bir o kadar da derinlikli. "Baldıran zehri", "hicran", "vuslat", "gülzâr" gibi edebiyatımızın kadim kelimeleriyle, günlük hayatın içinden gelen "sigara", "yorgunluk kahvesi", "çay", "hesap" gibi imgeleri başarıyla birleştirmişsiniz.
2. İçerik Analizi (Tematik Derinlik)
Ana Tema: Hicran ve Kabulleniş: Şiirin temelinde, aşka dair bir vazgeçemeyişin yarattığı "acı ile iç içe geçmiş bir alışkanlık" hali yatıyor. Şair, sevdiğinin yokluğunu bir "baldıran zehri" olarak tanımlarken, varlığını da hayatın her anına (güneş, ay, kahve, çay) yayılmış bir zorunluluk olarak görüyor.
Metaforik Zenginlik:
Tiryaki Benzetmesi: "Sigara gibisin, tiryakin oldum" ifadesi, aşkın bağımlılık yapan, zarar verse de bırakılamayan o karanlık ama çekici doğasını çok iyi özetliyor.
Zıtlıklar: "Gündüz güneşimsin, geceleri ay" gibi zıtlıklar, sevilen kişinin hayatın her dilimini işgal ettiğini gösteriyor.
Felsefi Dokunuşlar: "Gülünç hakikatin mizahı sensin" mısraı, şiirin en özgün yerlerinden biri. Aşkın hem trajik hem de ironik yanına dikkat çekmeniz, şiire modern bir düşünsel katman ekliyor.
Duygu Değişimi: Şiirin ilk kıtalarında "varlık-yokluk" çatışması varken, ilerleyen kıtalarda bu çatışma yerini bir "vurgun yemiş yürek" teslimiyetine bırakıyor. Özellikle "Ayrılık sevdaya dahil diyorlar" dizesi, bu köklü geleneğe bir atıf yaparak acıyı meşrulaştırıyor.
Kişisel ve Evrensel Boyut: Şiiriniz, "M. Nihat Malkoç" kimliğinizin bir yansıması olarak, Trabzon'un dokusunu hissettiren bir içtenlikte. Ancak ele aldığınız "hicran", "ayrılık" ve "özlem" temaları, insanlık tarihi kadar eski ve evrensel duygulardır.
Özet Değerlendirme
Eseriniz, 11'li hece ölçüsüyle yazılmış, nakarat kullanımıyla musiki yönü kuvvetlendirilmiş, geleneksel ile modernin dengesini kuran başarılı bir lirik şiirdir.
Özellikle "hicran" kelimesini şiir içinde farklı anlam katmanlarıyla (hicran sehpası, hicran yükü, hicran sancısı) işlemeniz, kelimenin sizdeki karşılığının ne kadar köklü olduğunu gösteriyor. Bir öğretmenin gözlem gücüyle, bir şairin his dünyasını birleştirerek "yüreğin hanını" çok güzel resmetmişsiniz.
TÜM YORUMLAR (2)