Çarkını kırarım kokuşmuş düzen,
Üstüme yürüme sel gibi gibi.
Biri çıkar gelir ezeni ezer,
Yaprağım savurma yel gibi gibi,
Ar namusu yoktur seni yürüten,
Kimse bana ne dost ne yaren olur,
Aklımı başıma koydum koyalı.
Bahçem gülle dolu ne deren olur,
Kendimi insandan saydım sayalı.
Kanım aşılandı ölçü sevgiyle,
Sevdalandım yar Mihri-Mah birine,
Gönül bahçesinde sümbül, gül gibi.
Kavuşamaz oldu Ferhat Şirine,
Dağları delerken yetim kul gibi.
Ne hayaller kurdum, ne düşler gördüm?
İlk gördüğüm günden deli divane,
Olduğumdan beri yolum kaybettim.
Güzeller içinde sensin bir tane,
Aşım bana zehir balım kaybettim.
Gönlüme bir başka güzelsin canan,
İki kere iki eşittir dörde,
Matematik sayı gerçek söyler de!
Hani uygulama, gereği nerde?
Ey diller dillerde kemiksiz diller.
(Güller güzel amma sapı dikenler)
Ben ağlarım, ben duyarım, beni kim duyar?
Kim tanır ki beni beni, kim anlar beni?
Dinlemez ki baş yastığım ellere uyar,
Kim takar ki beni beni, kim anlar beni?
İmkan fırsatı buldular tez unutuldum,
Ben Hacı değilim Hacca gitmedim,
Benim Haccım şahım Alidir Ali.
Kıbleyi görmedim namaz eğilem,
Benim Kıble’gahım Alidir Ali.
Bana yol gösteren hitabım Ali,
Gittiğimiz yerde görevimizde,
Kıvırdık, kandırdık, su bulandırdık.
Karada, havada, hemde denizde,
Kıvırdık, kandırdık, su bulandırdık.
Eğer vicdan körse gözler görür mü?
Pirimin aşkına dönerim semah,
Döner de, dönmezem kıvır ha kıvır.
Kör gözün önünde nurdan bir simah,
Görür de, görmüyor kıvır ha kıvır.
Kendini bey sanan yağdırır emir,
Dertli olup dert çekmeyen,
Halın kıymetini bilmez.
Bülbül olup zar ötmeyen,
Gülün kıymetini bilmez
Koyun kuzusuna meler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!