Genç yaşımda gülüm soldu,
Ömrümü tüketti gurbet.
Tüm dertler içime doldu,
Ömrümü yok etti gurbet.
En zor engeller geçmişim,
Gençliğim bir oyun oynadım bitti,
Seni düşlemeden maralım gel, gel.
Ömrümün yarısı ah ile gitti,
Kışa başlamadan maralım gel, gel.
Yazımı beklerken baktım sonbahar,
Elinde telefon durmaz konuşur,
Bilmem ki fato da kimleri arar.
Coşa gelir kıkır kıkır gülüşür,
Bilmem ki fato da kimleri sorar.
Belli ki fato da vardır bir sancı,
Ne sana küsmüşüm, nede kızmışım,
Yanlı olduğunu dünden sezmişim,
Hüseyin İnan’la Deniz gezmişim,
Oy dar ağacına çektin hakim bey.
Yanlısın yanlı dan emirler aldın,
Asalağa kin sinirim,
Onlara, sert, sarp çetin im.
Geçilmeyen bir sınırım,
Geçemezsin çok metinim
Gerçeği tanırım sözden,
Okulum yok tahsilim yok,
Köprü altı çocuğuyum.
Kimsesizlik zehirli ok,
Köprü altı çocuğuyum.
Ana meçhul, baba meçhul
Bol bulmuş arpayı yiyor ha yiyor,
Ahıra bağlasan eşeğe ayıp.
Bunlar bana yetmez daha ver diyor,
Ahıra bağlasan beygire ayıp.
Tam takıra döndü dolu bütçeler,
Yollarım kapandı dumanla karla,
Gelemedim anam gurbette kaldım.
Yollar ayrılırken vicdansız yarla,
Bilemedim anam gurbette kaldım.
Yola çıkmaz yolcu, bıkarken hancı
Bıktım, ninnilerden yalan sözlerden,
Çoğalmış kodoşlar, çoğalmış kalleş.
Makyajlı boyalı kara yüzlerden,
Çoğalmış yobazlar, çoğalmış beleş.
Maskeler yakışmış sanırsın melek,
Dolaşabildiğim kadar dolaştım,
İnsanlar kum gibi insanlık katık.
Halden hale girdim hale bulaştım,
Alimden, ariften almadım nutuk.
İnsanın taptığı pul ile para,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!