Anadolu’m seni öyle özlerim,
Şanına, dalına, yaşına, kurban.
Yaban elde her gün sana sızlarım,
Suyuna, kumuna, taşına, kurban.
Sen ki, sana canım, kanım, verdiğim,
Barut kokar Anadolu,
Kok turanın avradını.
Sinsi planlarla dolu,
Yıktır anın avradını.
Avradını, anasını,
Mevlana misali dönerim sema,
Midem gurulduyor elbisem yama,
Sevdan yaraladı keskin bir kama,
Kapında biçare dara durduğum.
Sevgi varlığımdır, sevgi silahım,
Nerde fakir varsa bu canım kurban,
Fakire, düşküne kanım veririm.
Onlardır yarama derdime derman,
Fakire, işçiye canım veririm.
Tarlada, yapıda durmaz çalışır,
Ehlibeytim sevgim sana,
Canım da can Ali, Ali.
Sen ki ışık nursun bana,
Damarda kan Ali, Ali.
Cansın, teksin yoktur dengin,
Yine duman çökmüş ili Maraş’ım,
Kuduzlar ısırır vay zorda başım.
Akıyor sel olmuş gözümde yaşım,
Fırtına, boranla vay zorda başım.
Kanlı deresinden kanlar akıyor,
Dertlerle yaşadım yokluk içinde,
Olmaz olsun hayat bırak yakamı.
Sürüne, sürüne, çokluk içinde,
Olmaz olsun hayat bırak yakamı.
Hep sevdim de sevenlerim olmadı,
Çağırırım yar yar diye,
Meğer varmış efendiye,
Layıkmış ağaya beye,
Bilemedim, bilemedim.
Alışmışım ağlamaya,
Sen Güneş’ten üşüdün mü?
Üşüyorum yar Güneş’ten.
Sıtma tutup kaşındın mı?
Yanıyorum kara kıştan.
Bulutlar gitmez üstümde,
Bu gurbet ellerde olmuşum esir,
Korkutamaz beni ölüm vız gelir.
Nice dert, kederi etmedi tesir,
Kış ile boranı bana yaz gelir.
Oy beni beni de öldürün beni,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!