#Bir Söz, Bin Yankı;
Bir üniforma, insanın acısını gizleyebilir ama yükünü hafifletmez. Görünmeyen yaralar, bazen en ağır silahlardan daha sessiz öldürür.
Silahlı genel kolluk kuvvetleri... Yani polisler, jandarmalar, bekçiler... Her gün önümüzden üniformalarıyla geçip giden, bazen bir olay yerine koşan, bazen yol kenarında nöbet tutan insanlar; ama o üniformanın altında ne taşıdıklarını çoğumuz merak bile etmiyoruz. Sonra ansızın bir gün bir haber düşüyor gündeme: “Bir kolluk personeli daha kendi hayatına son verdi.”
O an kısa bir sessizlik olur. Ardından klasik cümleler gelir: “Neden ki? Ne derdi vardı?”
#Bir Söz, Bin Yankı;
Geri dönmeyen ordu savaşın, geri dönmeyen söz vicdanın enkazını bırakır; çünkü bir ordu kalktığında şehirler yıkılır, bir öfke kalktığında kalpler.
Kalkışın Bedeli, Geri Dönmeyen Güç:
Gecenin koynunda suskun bir iz var,
Gölgesi yok onun; ay bile saklar.
Adımları sessiz, nefesi duman,
Bir âlem geçer ki akıl karışır.
Geceyi yırtarken yıldızdan sancı,
Ne çok tutunuyorsunuz hayata; sanki her sabah bir çocuğun gözlerinde masumiyet, her gece bir annenin duasında umut bırakmışsınız gibi.
Sanki bu dünya size bir şey borçluymuş gibi… Oysa bu hayat, kaç canı ezdi geçerken; kaç ruhu çürüttü duvar diplerinde kim bilir?
Siz yaşamayı kutsal sanıyorsunuz ama kutsal olan ne zaman adaletliydi ki?
Kaç alem gezdim, yıldızlarla göz göze,
Bir hayaldi dünya; şimdi silik bir gölge.
Zaman sustu, kalp son notasını çaldı;
Ruhum göğe dokundu, hakikate vardı...
Kandiller söndü, ten sessizce çöktü,
Sosyal medya çağında, insanlar artık kilometrelerce ötedeki birini anbean izleyebiliyor. Ne yediğini, nereye gittiğini, ne giydiğini, ne düşündüğünü… en azından öyle sanıyor.
Takip ediyoruz ama gerçekten tanıyor muyuz?
Soru basit gibi görünse de cevabı derinliklidir. Takip etmek, bir eylemdir; dijital bir iz sürüştür. Parmaklarımızla yaptığımız bir kaydırma hareketi, karşımızdaki kişinin kimliğine dair bir illüzyon yaratır. Oysa tanımak, bambaşka bir şeydir. Tanımak zaman ister, bağ ister, derinlikli bir algı ister. Kalbin, zihnin ve sezgilerin birlikte çalıştığı bir süreçtir.
Doymadı mı haramla şişen o kursak? Her lokma bir yalan, her yalan bir tuzak! Unuttun mu kul hakkı, unuttun mu yazgı? Bir gün çöker boğazına o yediğin gazap!
Yaşamak dedin, sürünmekmiş meğer… Ne huzur var gözünde ne gönlünde seher. Yüzün güler belki ama içten içe çürür; ruhu yok sayan o beden, bir gün elbet kör ölür.
Kaçtın ölümden sanki vakti gelmeyecek, korktun topraktan sanki seni beklemeyecek; oysa her nefesin kefene bir düğüm, kaçışın yok bu hayat sana da bir hüküm!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!