YEDİĞİNİZ HURMALAR.
Sevdirmek istiyorsan, kendini etrafına,
Çok dikkat etmelisin, meclisin âdabına,
Olmayasın dilşiken, verme sıklet bezme sen.
Sıkıntı verir isen, yediğiniz hurma’lar
İSTEMEM.
Gonca; Gül’düm, aşk derdiyle sararıp soldum,
Dostlar benim bu derdimi, niçin bilsin? İstemem.
Kendime can yoldaşı, kem talihimi buldum,
Akan kanlı yaşımı, canan silsin istemem.
Ben Böyle İstemedim!
Duygusallıktır seni, bunca çıkmaza sokan,
İyi niyetindir hep, umutlarını yıkan,
Görgüsüzse bir insan, kime ne fayda sağlar?
Bir ömür, bir araya, gelemez iki yakan.
FANİ DÜNYA.
Küçük birer çocuktuk, o dar sokağımız da,
Tozpembe hayallerle, oynayıp gülüyorduk,
Altı yırtık cızlavut, çıplak ayağımız da,
Dünya’mız da bu sokak, kadar küçük diyorduk.
Fransız-ın İtirafı.
Bir! Fransız general, der ki yaşlı gözlerle,
Tarihlere sığmayan, destandır! Çanakkale.
Tarihler! Türk’ü yazar, Türk’ler ise tarih-i,
Bir insanlık dersini, anlatır şu sözlerle.
TÜRKİYE’M.
Atatürk’le doğdun sen, seksen beş yaşındasın,
Dünyanın; Cennet’isin; Vatan’ımsın Türkiye’m.
Sen ki! Dünya Devleti, olmanın yolundasın,
Gülen yüzün; Gül’lerin, hiç solmasın; Türkiye’m.
Sonsuz bir karanlıktı, can bulup doğduğum yer,
Işığı görüp korktum, sonra alıştı beşer.
Işıkta yaşamayı, öğrendim zamanla ben,
Karanlıklardan korktum, kokutucuymuş meğer.
Nice sevdiklerimi, korktuğum karanlığa,
Dünyayı da öğrendim, öğrenmem gerekliydi,
Dünya nasıl aydınlanır, mutlak bilinmeliydi,
Öğrenmek için değil, öğretmek için öğren,
Önce feyz ver çevrene, aydınlat yeterliydi
Ekmek çok kutsal imiş, öğrendim değerini,
Beklemek anlamını yitirmeden çıkta gel,
Sensizlik alışılmış olmadan sarıl bana,
Yürekler umutlara gebe kalmadan çık gel,
Umutlar ayrılığa,yenik düşmeden çık gel.
Pembe kahkahalarla,şafakla birlikte gel,
Gam Yerindedir.
Ölen arzuların, kabristanıyım,
Dünya’da san ki bir, mezar taşıyım,
Arzusu ölmüşün, kanlı yaşıyım,
Görün defalarca, kazılmışım ben




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!