Yaşanılacaklar olmayacak pek bir hoş
Maddi güce tapana ne anlatırsan anlat boş
Belli ki var olmayan vicdanı loş
Dese ki sana o tarafa koş
Bir düşün ne yaptığını yolcu sanmasın o elçi seni sarhoş
Senden farklı olduysam
Suçlamak basit
O yoldan kovulduysam
Aramam mı lazımdı illaki kasıt
Yönü göstermeyen pusula gibi
Atıyordun bir zar küçük hanım
Ama farkında değildim atılan zardım
Senin olmaya vardım
Yüreğimi yakan bir kordun ama artık değil canım
Bak bu karlı dağlar artık benim diğer yarım
Telefonda çağırıp davet ederken beni gelecek diyorsun tanrı misafiri
Tanıt bakalım kimmiş bu gizemli misafir
Söylemiyor ağırlayacağı sefiri
Kapı açıldığında karşımda duruyor bir güzelliği ve boncuk iri safir gözleri
Yüzümde kalan ifade için kurtarmam gerek zevahiri
Duyduğum hep bayat bahaneleri sıralıyorsun oluşturduğun zümrende
Kar yağıyor ruhuma bu yaz gününde
Bu güne kadar yaptıklarını düşündüğümde
İçimde o sıcak havanın harareti söndü de
Ayrıldım ben o son kavşakta fark etmedin de
Koşmakmış bu ahir hayatta
Asıl lüks şikayet edebilmek olduğunda
Sesin çıkmaz yorulduğunda
Her daim iki damla kalacak yanaklarında
Sustur içindeki delini
Düşüncelerinde çıktığın avda
Hüsran olacağını tahmin etmedin mi sonunda
Yalan ellerinde kalan tek gerçek olduğunda
Bulunamazsın huzurda
Boynuna dolanan o iple yatamazsın koynunda
Kendine göre yaşıyordun yasalarca
Yetiyordu kendine göre kararınca
Boşuna bu kadar sene heba olmuş
elinde yok olduğunu anlayınca
Yıllarca topladın hüzünleri kasalarca
Şimdi kaldıramıyorsun yükü sırtlayınca
Anlat hele olayın elebaşısın
Sen kimden yanasın
Kaş yapayım derken göz çıkarmışsın
Topladın zannederken açığa çıkmışsın
Hayat görüşü ve yaşama tercihi senin
Bir işe gönül verdiğinde
En büyük lütuf sebat göstermek bu işte
Yaşamak için gerekli olan ekmekte
Ömrünü onun yoluna serdiğinde
Es sonbahar yeli




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!