Ali İhsan Dilek 20 nisan 1972 de samsunda doğdu. Babasının sanatkar olması nedeniyle sanatla içiçe olarak yetişti ilkokul ve ortaokul eğitimini samsunda yapan şair liseyi akşam sanat okulunda okudu.
Bu yaşlarında tasavvuf a meyleden şair samsundaki kadiri tarikatı şeyhi Bilal Bektaş efendiye intisap etti, yine bu yıllarda şimdiki eşiyle tanışan şair 1992 senesinde askerlik vazifesini yapmak için konyaya ardındanda amasya ya gitti askerlik dönüşü hemen evlendi bu evlilikten 4 tane çocuğu oldu evlilik, sanat, tasavvuf arasında bir hayat yaşayan şair. Bir gün şeyhi bilal efendinin telkiniyle adapazarındaki nakşibendi tarikatının büyüklerinden ömer öngüt efendiyle tanıştı şair üstadın eserlerini okumaya başladığında kendini ayrı bir alemde buldu yaklaşık 4 yıl meslek hayatından uzaklaşan şair bu yıllarında kendini kitaplara verdi öyleki insanlar onunla okuyarak delirdi diye alay ederlerdi bir gün bilal efendi ve ömer efendinin izniyle kitap evi açtı satacağı kitapların yayınevlerini araştırır okumadığı hiç bir kitabı satmazdı doğru bulduğu eserlerin yazarlarıyla tanışır onlarla eserler üzerine söyleşler yapardı yanlış olan eserlerin yayınevlerini bu yanlışlarla ilgili uyarırdı bazen kendisini ziyarete gelen üniversitedeki hocalarıyla limi ve tasavvufi konularda söyleşiler yaparlardı yine bu yıllarda şeyhi bilal efendinin emriyle kitapevi ni kapattı ve tekrar sanata döndü.
Halen sanatla uğraşan şair kitaplardan ve gizli aşkından aldığı duyguları şirlerle kaleme almaktadır
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




-
Nur Tuna
-
İbrahim Başar
Tüm Yorumlaryüreğiniz gamla kavruk...şiirleriniz derinlikte...sevgiyle devam etsin yüreğinizin dizeleri...selam ve saygıyla...
Güzel bir şiir. Başarılarının devamını dilerim.