K A R
DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ
Bu millet bir milyon Ermeni’yi,
otuz bin Kürt’ü öldürdü. Orhan Pamuk
K U T U P L U L U K A T E Ş İ
Yürek aşılama vakti! ..
Anlamadığım ezgi yerine ney çalsa, beş vakit
Hayatın diyalektiğine düşen yoz yüreklere
Meltem gibi ılgın ılgın… İlahi ses gibi vururdu imge rüzgârı
K I Y I D A K İ L E R
(Eleştiri)
Özgür olmak! Hangi yaşama sanatı?
Köylü Yüzüm
Topraklarımızı tırnaklarımızla kazıyarak yetiştirdiğimiz mahsulleri satıp, önceki yıllardaki birikimimizi de ekleyerek bir Tempra aldım. Geçmiş yıllarda çocuklara; ‘Bir gün size sıfır araba alacağım’ dediğim zaman eşim; ‘Yine pasaklı hayallerin tuttu’ demiş, birlikte gülüşmüştük…
Kazmanın sapına yetişemeyen boyum, Karacoğlan türküleriyle büyüdü. Rahmetli babam türküleri dokunaklı söylerdi. Umutlarının hep ucundaydım, türkü gözlü köylü çocuğunu yeleleri göğe değen doru bir ata bindirirdi. Malaz ovasında güneşi koparıp getirmek ister gibi at koştururdum.
Tarla işleriyle cebelleşmeye ara verdiğimiz, avuçlarımızın terlediği temmuz ayında, kayınımla birlikte denize gitmeye karar verdik. Kayınım Veyis’in arabasına iki odalı çadırı ve bazı eşyaları, benim arabaya da yatacak yastık yorgan gibi şeyleri yerleştirdik. Bize ardına kadar açılan Mersin asfaltında düğün konvoyu gibi şamata yaparak gidiyoruz.
Güneş, Çukurova’nın üzerine dilini sarkıtmış, temmuzun sinek çatlatan sarı sıcağı ılgım salkım, ortalığı kavuruyor. Dillerimiz bir karış dışarıda! .. Bizi ellerimizden tutan hayata sıkı sıkıya sarıldık… Mutlulukla, güzellikleri yaşadığımız zaman güzellikler daha da bir anlam kazanıyor. Ötekisi berisi fark etmez, köylüler gibi hayatın sillesini yiyen başka birileri yok.
İki Kesimli Kadın
Düşistanım Ana / dolu! Öpöz köylü yüzüm düşsellikten uzak
Hayat bir öpümlük… Bir bilsen! .. İki ömür sığdırırdın..
Kadına sür yüzünü… İçimize düşen yağmur damlası
K A N A T A N A Ş K
Engelliler de vatandaş! …Yol, su, otobüs olarak geri dönsün! ..
Gerçek bir sevda şiiri düşlese, dillenir bilinççakımı
Bahar sancısı gibi depreşir iç monologu! Romantikliği yürek
Hüznün Öte Yakası
Yapraklar dalında, ayakta ölür ağaçlar
solan renk denizinin son gerçeği bağ bozumu
kanadı kırık arı kuşu nasıl uçar onca yolu
uçan rüzgâra kapılmış kelebeğin kanatları.
GÖLGE ETME
Atlasımın orta yeri, kardeşlik toprağı, deniz feneri
İlmi şafağa kanat vuran HacıBektaş’a gelsem
Barış, sensiz bir türkü; içime sızarsın
Teyellenir söküğüm, kanım sevinir, dervişe ulanırım.
G Ü Z B I Ç A Ğ I
Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya…
Doğaçlama yapıyor dalından dökülen yaprak… Sızlandıkça can
Teli... Ölüm işaretini doğada arayan şairin ılgıt yüreği leylim ley! ..
Hayatbalı Emre’m
Gözgüneşim ulus ustası Atatürk’e, nefesi derin aşkınlık’lara…
‘Görülen kardeşlerini sevmeyen,
görülmeyen Tanrı’yı sevmez.’ Hz. İsa.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!