Benide kapattılar sebebsiz mahsene
Çıldırmamak hiç değil manasız elde
Gönül yurttan ayrı aşksız viraneyimde
Tek kuşum hep garip yuvasız kafesde
Uçtum hep göçmen kuşlar gibi izinede
Dün değilmiydi gelde coşalım diyen
Güllü gülistan kadın park da oturan
Tanınmaz galesiz oturuşu görün
Can yolda volkan fışkırır sandım biran
Park içinde işte sonunda tek kaldık
Gökyüzünde incecik yıldızlar var
İçimde anlamsızca bir sıkıntı var
Yağmur taneciğinden yok eser
Sanki gökyüzü hep ediyor firar
Kaç gece rüyamda coşuyorsun
Bir çok alev içimde yanıyor
Dünyaları kavururcasına
Bilmeden yaşıyorum yar nedir
Her zaman küskünüm bu dünyaya
Aldıda bizi virane yollar
Söğüy yaprağı bir an göz kırptı
Canım al yanaklım mendil astı
Kuzey rüzgarı şahlandı atlı
Gelde güvey olan bülbül durda
Anam ağlar olmaz der er kişi
Düşünüyorum ben bir ermişmiyim
Malesef sudan öteye geçemiyorum
Dolaşıyorum kırlarda arayış içinde
Bulamıyorum dermanı safın içinde
Neydi benim aradığım acaba
Yedi gök arzın komşusuydu bilmeyenlerin
Edepsiz ve hayasız hırslı yaşayanların
Dengesiz gibi dolaşıp akıllı geçinen
İllada firavunculuk idda edip gülen
Baba ile anne beraber yarışıp şişen
Hatırlarmısın dervişim ilk adımların kıpır sesleri
İstemeyerek aşık olduğun o gönüle çıkışını
Unutamadım bir nefeslik aşk iksirin doyumsuzluğu
Kolay olmadan belliydi ta ezelden aşklandığın için
BENEKLİ’NİN BİR GÜNÜ
Güneşin parlak ışığı son sürat aşağıya inerek, sekizgen pencereden süzülerek odayı aydınlatmaya başladı. Odanın içinde ikişer katlı iki adet ranza yatağı bulunmakta, duvarlarda süngerimsi şeklini andıran termitlerle süslenmişti.
Güneşin yakıcı sıcaklığıyla kendine gelen yavru ve sarımsı renklerine karışık siyahımsı elbisesi olan arı uyandı. Uyanmasına uyandı da, güneş ışığının sıcaklığı vücudunu yakmış olmalı ki, acıyla ikinci kat ranzadan inerek odanın kapısını açıp dışarı fırladı, acıyla;
-Anne anne, annnneee, her tarafım diken batmışçasına yanıyor, yetiş anne.”diyerek geniş ve boyu sonsuz denecek derecede görünmeyen boyu vardı. Tam bu sırada havada uçan, parlak bal renkli elbiseli kadın yere alçalıp kondu.
-Benekli oğluma kim zarar vermiş bakalım.”diyen ana arı, yavrusunun yanağından öptü.
-Söyle bakalım arsız arıcık, seni kim ağlattı?
Dinliyorum sedayı gökten
Teselli arıyorum aydan
Nağmeyi bulup çözülmüyor aranan
Mecnun gibi geziyorum dolanan
Bir bulsam nağmeyi sedada
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!