Genç delikanlı telaşlı haliyle yazıhane yazısı önünde durdu. Açık kapıdan içeriye başını uzatıp içeri seslendi;
—Mümin bey, sıranız geldi. Acele ederek yerinize ulaşanız iyi olacak. Bir de bal hoca efendi sizden önce gelip yerini aldığını unutmadan hatırlatayım.”diyerek uzaklaştı.
—Vay be demek bal hoca zademiz tezden gelmiş, ya Allah ya bismillah.”diyerek odadan çıktı. Telaşlı adımlarla koridorları geçerek Exıt(Giriş) yazısı bulunan odaya girdi. Odada çevresi kalabalık insan topluluğu buldu.
—Hele şükür arkadaşlar ağzınızdaki baklayı ıslatacak değirmen suyunu bulmuşa benziyorsunuz
Söğüy yaprağı bir an göz kırptı
Canım al yanaklım mendil astı
Kuzey rüzgarı şahlandı atlı
Gelde güvey olan bülbül durda
Anam ağlar olmaz der er kişi
Düşünüyorum ben bir ermişmiyim
Malesef sudan öteye geçemiyorum
Dolaşıyorum kırlarda arayış içinde
Bulamıyorum dermanı safın içinde
Neydi benim aradığım acaba
Yedi gök arzın komşusuydu bilmeyenlerin
Edepsiz ve hayasız hırslı yaşayanların
Dengesiz gibi dolaşıp akıllı geçinen
İllada firavunculuk idda edip gülen
Baba ile anne beraber yarışıp şişen
Hatırlarmısın dervişim ilk adımların kıpır sesleri
İstemeyerek aşık olduğun o gönüle çıkışını
Unutamadım bir nefeslik aşk iksirin doyumsuzluğu
Kolay olmadan belliydi ta ezelden aşklandığın için
BENEKLİ’NİN BİR GÜNÜ
Güneşin parlak ışığı son sürat aşağıya inerek, sekizgen pencereden süzülerek odayı aydınlatmaya başladı. Odanın içinde ikişer katlı iki adet ranza yatağı bulunmakta, duvarlarda süngerimsi şeklini andıran termitlerle süslenmişti.
Güneşin yakıcı sıcaklığıyla kendine gelen yavru ve sarımsı renklerine karışık siyahımsı elbisesi olan arı uyandı. Uyanmasına uyandı da, güneş ışığının sıcaklığı vücudunu yakmış olmalı ki, acıyla ikinci kat ranzadan inerek odanın kapısını açıp dışarı fırladı, acıyla;
-Anne anne, annnneee, her tarafım diken batmışçasına yanıyor, yetiş anne.”diyerek geniş ve boyu sonsuz denecek derecede görünmeyen boyu vardı. Tam bu sırada havada uçan, parlak bal renkli elbiseli kadın yere alçalıp kondu.
-Benekli oğluma kim zarar vermiş bakalım.”diyen ana arı, yavrusunun yanağından öptü.
-Söyle bakalım arsız arıcık, seni kim ağlattı?
Dinliyorum sedayı gökten
Teselli arıyorum aydan
Nağmeyi bulup çözülmüyor aranan
Mecnun gibi geziyorum dolanan
Bir bulsam nağmeyi sedada
Hoşçakal dedim kazımadın
Elveda dedim hiç takmadın
Artık insanlık bende kalsın
Nede olsaburnu büyüksün
Görüp güzelliğine aldandım
Öyle cehennem ateşiyle yanmalıyım ki
Maşukun aşkıyla raks edip dönmeliyim ki
Bütün tez liflerim şahlanmalı kalbe taki
Canı meşk eğilirim aşk rumi mevlana yı
Görür çoklu odayı giden can aşk rumiye
Dillerde dolaşıp gönüllere akan sensin
Çağlar boyu gökkuşağı görünen sensin
Hizmet aşkla coşan dervişin aşkı sensin
Huzuruna çıkmak isteriz ya Resulallah
Minarelerde yükselen ezanlar senin için




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!