Maraş ta ölen ile, Sivas ta yananları
İki temmuz gelince, her daim ananları
Yananların hepsini, alevi sananları
Birliğe davet ettim, dileyen gelsin bize
Cem evine terörist leşini sokanları
Madımakta ozanı hunharca yakanları
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Herkesi aynı kefeye koymak haksızlık olacaktır.Lakin radikal ve Siyonist düşünceye hizmet Cennet diyarı ülkemizin mozaiğine yakışmıyor.Kaldı ki bu ülke toprağın her adımında mezhep kaygısına düşmeden düşmana karşı omuz omuza savaş cephelerinde şehit düşen atalarımızın birbirine karışmış kanı duruyor.Et tırnak gibiyiz.Maddi çıkarlar uğruna kardeşliğimizi bozmaya kalkışanların sonu bozgunluk ve hüsran olması için dikkatli olmalıyız..
CAN ÜSTAT ; duyarlılığınız için teşekkürler ve tam puan
Dava Alevi-Sünni, Kürt-Türk davası değil, dava bölüp parçalama ve yutma çabasıdır. Dış güçler ve içteki piyonları bu oyunu hep denediler. Çannakkale'de dersini aldılar yine vazgeçmediler vazgeçmeyecekler. Başaramadılar, başaramayacaklar bölüp parçalamayı. Türkiye Cumhuriyeti din, dil ırk ayrımı yapmadan herkesi çatısı altında barındırmaya muktedirdir. Allah katında da kimsenin kimseye göre üstünlüğü yok. Allah'ın yarattığını beğenmemek haddimize mi düşmüş. Bunlar üstünde hesap yapanlar hep hüsrana uğrayacaklardır. Osmalı İmparatorluğu bile din, dil,ırk ayrımı gözetmeden yüzyıllarca barındırmış insanlığı çatısı altında. Bu güzel Türkiyemiz'de ve Ay yıldız altında el ele tutmanın ve birlikte yaşamanın ve kalkınmanın zamanıdır artık. Saygılar.
güne uygun çalışmanızı tebrik ediyorum ismail bey. selam ve dua ile.
Hoşgörüye davet eden dizelerdi duyarlı yüreğinize sağlık hocam saygılar kaleminize
İster cemevinde ister camide
Neticede müslümanız temelde
El eleyiz ülkemizde birlikte
Birliğe davet ettm dileyen gelsin bize..
Kutluyorum kardeşimi.Mehmet Kındap
Çok duyarlı bir konuda oldukça doğru tespitlerle anlamlı bir çalışma yapmışsınız...Ağabey, saygıyla kutluyorum.. Güneri Yıldız
ÜSTAD BİR DÖRTLÜK SEÇEYİM DEDİM OLMADI. ÇÜNKÜ HEPSİ BİRBİRİNDEN GÜZEL, HER BİRİ DİĞERİNDEN DAHA ANLAMLI.
SİZ VAR OLUN,KALEMİNİZ VAR OLSUN.
KUTLUYORUM.
GÖNÜL DOLUSU SELAMLAR.
Hacam kaleminiz var olsun..
Tıkıroğlu diyor ki kardeşliği bozanı
Sazı ile kin kusan aşıkları,ozanı
Alevi yi Sünni den, ayrı gibi yazanı
Birliğe davet ettim, dileyen gelsin bize
Mükemmel bir çağrı, usta kalemden dökülen inci gibi dizeler.Anlamlı...coşkulu muhteşem bir şiir.
Kutluyorum Hocam, selam ve saygılar
Anlamlı mesajlar içeren eseri ve yazdıran yüreği tebrik ediyorum. Selam ve saygılarımla.
Bu şiir ile ilgili 22 tane yorum bulunmakta