Albatros, sana bu şarkiyi o kiyilardan getirdim hani öldügün
çigdemlerin dünyamiza sökün ettigi o korkusuz baharda.
Hani o gökyüzünün korkunç güzelligiyle şarkilar söyledigimiz
koşup koşup da bir türlü ulaşamadigimiz o dünya.
Agladigimiz ya da küfrettigimiz ya da şişmanladigimiz
hani o güvercinlere o çaylaklara o bahçe dolusu karanfillere,
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten



