“ saatim
her
yeni
güne
nefes
tüketirken
nasıl
olur da
ben
yaşarım
en
tanrısız
kentinde”
sancıma sancım
gücüme güç
ikiye katlanmış bedenim
hafızam bir eski fotoğraf
ki ne mühim küllü açım
zaten birikilmiş bu eski küçük hayat çoğalan
önce veren ölümü
sonra azalan bir geceyi heyecanla
boynumda akan dövmemi canlandıran
bu eski küçük ten çoğalan
ilk bahardan kalan tanrı
güğüsümden indi
ardından okyanus çekti kokumuzu
hiç sevmediğim
alışırken gözbebeklerime yanardım
hayatın iklim çeken sigarasına
bir insanın yüzündeki anlamıdır beni kurtaran
böyle bir şey dedikden sonra
elimle tutarak bir başkasına ses verirdim
uzağa el vermekse kendi elimde erirdim
üzgünken soyardım dünyanın derisini
ağrısından ordan oraya
usulca kanayana kadar
hiç bilmediğim kelimeleri öper gibi
diledim kendimi tanrıdan..
fırtınadan sarsılmaktansa daracık odalarda dilimi koparırdım
bana şifre derlerdi hiç kullanılmamış bir mezar başında çözülen
ve sadece ben vardım, gün batımında kimse yoktu
arka balkondan ahımı çeken
derin mağralalarda ölmemi diliyorsunuz biliyorum
ben adım çocukken düşmüştüm rahatlayın artık
zincirlerimi koparmıyorum tutsağım sadece
kucağımda bütün konan martılar ölürken ben utanç içinde adımlayacağım
buharın arasında yürürken yalnız bir insandım gerisi asılmış bir gece
öylece kalacağım yirtilmiş bir duvar ve yarım kalmış bir yalnızlık gibi
genç ve hiçbir şeyin içinde karamsar
doluyorum küçük küçük kusuyorum kopuk anları
kanım halen koyu ve halen parmaklarım o anı yırtıyor
ruhumun kafesinde
duydun mu? (ben yabancı) Brecht(*) ?
* her damarım sayenizde bir canımı vuruyor
(*) Bertolt Brecht / Alman Sair (1898 -1956)
20-05-2005
Aysegül KayaKayıt Tarihi : 7.3.2007 00:37:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!