İnce uzun süzülen raylar;
Sıladan yol gözler analar toylar;
Ayrılık od gibi yüreğim dağlar;
Biterken uzuyor saatten aylar...
Akılda devrolan sual, yürekte dert,
Seve seve her gün her gece
uzanılıp ruh teslim edilir de
neden acep yine ölümden korkulur?
Uyku ki Azrailin ecel okudur!
Ve ölüm uyku deyil, esas ölüm uykudur!
Hey be felek;
Görmezden gelip mertleri
Namerde güldüğün yetmez mi…?
Takınıp yüzüne dertleri
Şu ömre aksin yetmez mi?
Vuslat anı hasret ekip gönlüme;
Ayrılık odunu yaktın sevgili...
Bırakıp sen beni yaban ellere;
Yadelde kalbini açtın sevgili...
Diyar-ı aşkta sensizim şimdi;
Anlayamadım;
Sevilmekten niye kaçar insan
Niye korkulur hep sevenden
Niçin kıymeti bilinmez bir sevenin
Anlayamadı'm...
Anlayamadım;
Hey yirmi dört baharımı
kış eden dilber!
Tarumar edilmiş ordu misali
meydanda bıraktın kol kesik,
yürek yaralı..
Geledim geleli bu gurbet ele;
Kör kütük gidiyorum, yürücesine.
Sevdayı ilk gördüğüm şu melen yerde,
Nafile uzağım yıldızlar kadar gençliğime.
Bende gizlisin sen bende sen
Sen bendesinde benden gizli sen
Yüreğime dağ bende yaslı sen
Ferhat’ın sırrı hicranı şirin sen
Kısılan sesimle haykırdığım sen
Geçse bir yirmidört yıl daha ömrürden;
Bu gönül dermesede bir gül felekten;
İçimdeki hasretine yemin olsun ki ben
Asla dönmem bezm-i elestdeki sözümden! !
Her gece rüyalarda ruhumu
Nazenin yüreğimden tutupta
Vuslatlarda dindirip tüm güruhu
Aşka kandırır beni güya! ..
Nafiledir yenilmiş mazide




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!