Bayır yukarı koşuyordu Alice fırtınalı ikliminde dağ duvarından o devasa
çatlağın bir akşamüstüsü hemzemininde aşağı devirir gibi pedalları, yarıktan içeri
hoppa düştü; itelediği, gökyüzü dalgalanmalarının, ileri kah geri! …
Tek celsede pek çok kere püfürmekte ve harikalar diyarı üflenmekte;
Carroll dağa doğru bakıp uzay-zaman üzerinden boyutları düzlemekte …
Çıkınca, huzur-köyü-yanı başı, geleceğin, uçan taş tanrıdan inerek pürüzsüzlüğe
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten



