Aile Konulu Hikaye

Dünya Yükünün Hamalı
776

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Aile Konulu Hikaye

TOPRAK GİBİ
Yazan: Dünya Yükünün Hamalı
Tür: Kısa Hikâye
Konu: 2025 Aile Yılı – “Aile” Temalı Hikâye Yarışması
Kelime Sayısı: 527

ÖZET (Sinopsis):

Toprak Gibi, yıllar içinde çocukları şehre göçmüş yaşlı bir kadının, yalnızlığını küçük torunuyla geçirdiği yaz boyunca nasıl bir aile hafızasına ve köklerine dönüştürdüğünü anlatan dokunaklı bir hikâyedir. Nesiller arası sevgi aktarımı, sessiz fedakârlık ve aile olmanın derinliği sade bir dille işlenmiştir.

YAZAR NOTU:

Bu hikâye; anneliği, eş olmayı, evlat yetiştirmeyi, kayıplara rağmen dimdik kalmayı ve torun sevgisini içinde barındıran kadınlara, özellikle de Anadolu’nun toprak kokan analarına ithaf edilmiştir. Aile, sadece birlikte yaşamak değil, birlikte hatırlamak, birlikte sabretmek ve birlikte büyümektir.

HİKÂYE

Bölüm I: Sessizliğin İçindeki Ses

Köyün doğusunda, zamanın akışına direnen taş bir ev vardı. Bu evde yıllar yılı aynı kadın uyanırdı güne; Hatice Nine. Sabah ezanıyla kalkar, pencereden süzülen loş ışıkta geçmişi düşünürdü. Elindeki tespih, avucunda sabırla dönerken, duvarda asılı eski bir fotoğraf gözlerini yakardı.

Fotoğrafta kocası Hasan, yedi çocuk ve kendisi... Hepsi bir aradaydı, gençti, umutluydu. Şimdi ise o evde yalnız kendisi vardı. Sadece saat tıklardı duvarda. Her tik-tak, içinden bir şeyi daha eksiltirdi.

“Bir zamanlar burası cennetti… Ama kuşlar uçmayı öğrendi,” dedi kendi kendine.

Bölüm II: Göç Eden Kalabalık

Zaman, sadece yaş aldırmamıştı; alıp götürmüştü. Çocuklar, biri bir şehirde, biri bir kıtada… Bayramlarda belki, özel günlerde mutlaka ararlardı. Ama o eski neşeli sofralar, gülüşmeler, kardeş kavgaları… Hepsi şimdi geçmişte bir anıydı.

Eşi Hasan yıllar önce göçüp gitmişti. Sessiz bir adamdı. Ne çok konuşur ne şikâyet ederdi. Ama Hatice bilirdi; o toprağın kendisiydi. Sessizdi ama beslerdi. Susardı ama dirayetliydi. Gölgesi vardı. Şimdi ise mezar taşı bir gölge gibi uzanıyordu köy mezarlığında.

“Çocuklar şehirli oldu Hasan… Ama ben hâlâ senin toprağında bekliyorum onları.”

Bölüm III: Küçük Misafir, Büyük Dönüş
Bir yaz sabahı, kapıdan içeri küçük bir kız girdi. Elif. Sekiz yaşında. En küçük oğlunun kızı. İstanbul’dan köye gönderilmişti. Yüzünde merak, elinde tablet, kulağında kulaklıkla.

İlk gün yabancıydı her şey. Tavuklar, toprak yollar, sessizlik… Ama Hatice Nine hiç acele etmedi. Sessizliğin terbiyesini bilen bir kadın gibi, torununun kendiliğinden gelmesini bekledi.

Bir sabah Elif, babaannesinin yanına sokuldu.
“Dedem nasıl biriydi?” diye sordu.
Hatice Nine gözlerini tavana çevirdi.

“Toprak gibiydi kızım… Üzerine bastılar, sustu. Kazdılar, verdi. İçine düşeni büyüttü. Aile de böyledir işte. Üzerine ne ekersen onu büyütür.”

Bölüm IV: Ailenin Hafızası

Elif artık tabletini yastığının altına koyuyordu. Sabahları tavuğa yem veriyor, birlikte ceviz ağacına salıncak kuruyor, akşamları masal dinleyerek uyuyordu. Gece yıldızlara bakarken bir keresinde şöyle dedi:

“Babaannem, sen bizim evin kalbisin.”

Hatice Nine ağlamadı. Gülümsedi sadece. Çünkü bu cümle, yılların suskunluğunu delip geçen bir dua gibiydi. Belki hiç söyleyememişti evlatları… Ama torunu dile getirmişti. Aile, bazen sadece sevildiğini bilmekti.

Bölüm V: Kökler Derinde Kalır

Yaz sona erdi. Elif İstanbul’a dönmeden önce kocaman bir defter verdi babaannesine. İçinde resimler, yazılar, sorular ve cevaplar… Ve en başa şunu yazmıştı:

“Aile toprağa benzer. Ne kadar uzağa gidersen git, kökün onda kalır. Kurursan orada yeşerirsin. Kayıp olursan orada bulunursun.”

Elif gitti. Sessizlik geri geldi. Ama bu defa Hatice Nine yalnız hissetmedi. Çünkü torununun ellerine bıraktığı hikâye, ailenin köklerine yeniden su vermişti.

Aile sadece birlikte yaşamak değilmiş meğer,
Aynı hatırayı taşıyabilmekmiş.

Dünya Yükünün Hamalı
Kayıt Tarihi : 3.8.2025 23:26:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!