38] Sonuç: Aiti eşme veya aidiyetlime aynı mesaj sinyalini taşır olmanın, aynı sosyo kültür ve üretimsek kültürleşmenin, etnik somutlama meşruiyeti içinde yola çıkış alanıdırlar. Giderekten de, bu alan sizin halk ve toplumunuzla sınırlı olmuştur. Girişen, içsel kuvvet alan çizgileri, daima yenisiyle yani üretimsek paylaştırıcı ilişkilenmelere dek kuvvet çizgileri ile değişen, bir olduruşlar alanıdırlar da.
Aiti eşme ilk başlarda ve hala bir kendilik girişme organizesidir. Aiti olmanın, ilişkin edimleri fark edilir ve tekrarlanabilir olaraktan ortay konması, insan soyutlamasının en büyük adımından birisi olmuştur. Daha sonradan, insanın kişi ego çıkarları da bu işe karışacaktı.
O düzlemin girişen gelişme ilişkilerine göre karışacaktı. Genle yararın totem egemence düşünce davranışlarının yerini, kişi egemence totemi düşünce almıştı. İnsanın özelleşen mülk ilişkileri kuvvetinde hileyi şer iyece bağlamında istismarları da eklenince, toplumlar da; oligarşim yapılarla bezeli, hayli ve dramatik yaşamsallara dönüşecektir.
Şimdilik burası konum dışıdır. Ait eşmenin temeli, ilk başlarda grup birlikti sağlatışlardan ve giderek karmaşıklaşan iç dış ilişkilerin girişmeleriyle, topluluk oluşturmalarından, biçimlenen süreçli bir yol alıştır. Grup ve topluluk; birbirine göre, sürekliliği olan bir sosyal yaşantı aşmadır. Grup süreci dağılan biriken topluluklar girişmesinin zarfıdır. Topluluklar farklı ve değişik amaçlı bir grup aiti etkinlikleridir.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta