Adana'da yükleteyim göçünü
Lale sünbül donatayım saçını
Bozantı ırmağın Kızkule'nin içini
Lale sünbül bürüsün de gidelim
Adana'dan kalktık da doğrulttuk yolu
Adana'nın kozası da çiçek açıyor
Mustafa Kemal de şiddetli harp açıyor
Fransızlar da Adana'dan kaçıyor
Eli bastonlu beyler nerede
Şu Tarsus'un etrafı bahçeler bağlar
Adana yolları boz kiremitten
Yakanız görünmez sirkeden bitten
Nasıl ayrılayım şöyle yiğitten
Ali Bey yarim seni görmeye geldim
Geçen yolculardan sormaya geldim
Adını bilirim demem
Donun gömleğini yumam
Bir kurşundan adma m'ölür
Gelsen evimize komam
Atı nalbantta nallanır
Sene bin üç yüz altmış bir tamam
Gövel ördek gibi yüzmeli gelin
Senin bana yar olduğun bileyim
Ala gözlerini süzmeli gelin
Çağlayıp akıyor şu çayın özü
Ağalar da çatal kavuk sarınır
Kadınlar da beyaz dülbent bürünür
Olur olmaza cahil gönlüm yerinir
Burnu hırızmalı Afşar kızları
Beyler oynar satırancın rengini
Ağlayanlar ağlar gülenler gülmez
Çetindir mahpusluk çekmeyen bilmez
Bu kadar mahpusta eğlenmek olmaz
Bağlandı yollarım dost var mı bildi
Derdim geldi dert üstüne dokundu
Agop oturmuş da delikten bakar
Sulu sandıkları da arkaya kakar
Pastırma çimeni incikten akar
(Pastırma çemeni incikten akar olmalı)
Aldınız mı beyliği ingin Ermeni
Ah etsem de deli gönlüm avutsam
Değirmende gam yükünü öğütsem
Sar'altına pençe vursam dağıtsam
Mevlam tutulmadık el verse bana
Bir kara mayam olsa yumruk vursam ağlasam
Uyan Ahmed Ağam uyan
Yastık yok (...) dayan
Kars obası hep toplaşmış
Kimi atlı kimi yayan
Savrun'un yalısı taşlı
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!