Çıkmadım bilirim aklından bir an
Hala yüreğinde ben atıyorum
Her akşamüzeri senin ufkundan
Güneşin yerine ben batıyorum
İpekler içine sarıp da beni
Köşkümden şikayet edersin ama
Başka saraylarda kalamazsın ki
Belki de bırakıp gidersin ama
Sevdanı gönlümden alamazsın ki
Ne kara gözünde ne kaşındayım
Yıllar boyu usanmadan aradım
Bir gün nasıl bulduğumu duyarsın
Geçen akşam sokağına uğradım
Dostlarından geldiğimi duyarsın
Bir Aslı'ya bakın bir de Şirin'e
Sekiyordun üç sekili tay gibi
Küheylanlar senden örnek aldı mı
Tiryakindim tavşan kanı çay gibi
Demlendikçe o hoş kokun kaldı mı
Fidan boyun selvi dalı gibiydi
Gazel döken güze döndük
Şamar yemiş yüze döndük
Boynumuzda boyunduruk
Kocamış öküze döndük.
Açtın gönül kapısını
Gel demeden girmedim ki
Şu gönlümün tapusunu
Çok istedin vermedim ki
Lâl olmuş dillerin sazın
Dün gece resmini gördüm bir yerde
Belli ki gözlerin murat almamış
Düşmüşsün Zühre'nin düştüğü derde
Seni benim gibi seven olmamış
Derdime dermandı senin her sözün
Garibin evinde hasır arama
Miskinin elinde nasır arama
Kimi zehir olur kimi de şerbet
Dostunun dilinde kusur arama.
Bu sabah gün doğarken dağların arkasından
Keklik sesleri geliyordu kayalıklardan
Gözlerim turnaları aradı gökyüzünde
Haber sormak için uzak diyarlardan.
Turnalara benzettim süzülen bulutları
Ben, karların çocuğuyum
Lekesiz, bembeyaz karların
Lekelemek ne kelime...
Okşamaya bile kıyamam kirlenir diye
yıkasam bile yedi kez zemzemle ellerimi
misk-i amberler sürsem




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!