Tarifi yok insan ve niyetinin
Olcusu yok insanlarin maksat ve samimiyetinin
Dost bildigin dusman, dusman bildigin de dost
Bulamadim dost edinerek giyinecegim bir post
Bir kac niyet sakli ardinda samimiyetin
Aglayabilen gozlerine hayranim
Bizi bizden koparan sozlerine hayranim
Sesindeki guzellige degil ibrahim agabi
Yaslar dokebilen gozlerine hayranim
Vucuttan bir parca, bir organim
Donmuslara soba, usuyenlere yorganim
Nedendir bilinmez amma kirmizi-mor kanim
Tatlilar, lezzetler soyleyen dilim ben
Kavgayi, barisi baslatir benim hunerim
Hatirlar misin mazinin dununu
Dusunur musun yarinlarin fena gununu
Bir istikamete donuver saskin yonunu
Bitmeyen suallerime cevabin var mi! ?
Mutlulugu mutluluk vererek aradin mi
Karinca bile binbir ise yarar, sen bir ise yaradin mi
Suskun bir kelime var ta kuyumun dibinde
Ellerim sunmuyor tutup çıkarmaya belki günün birinde..
Verir feryadını isyan eder suskunluğa esir yerinde
Dudaklarım kilit vurmuş özgürlüğün seherinde
Alevinde yanmak gibi volkanın külüyle
Sırrı gibi çiçeğin dikeninden uzak gülüyle
Ender bir prenses misali erişilmez duvağıyla-tülüyle
Nalan olmuş bütün sözcükler söylenir kendi diliyle
İndiğimde derin kuyuma bir yudum su diye
Sessiz ve suskun bir kelime kalıyor geriye
Endişelerim var bu can küser tendeki deriye
Vesveselerim esir aldı beni ben döndüm deliye
İrademi esir ettim vurdum dizgini çektim gemi
Yakayı ele vermek üzere bizim batacak gemi
Olasılığı kalmadı bir kahvenin hele çayınsa demi..
Reva görseydin bana cehennem yerine cenneti iremi
Umudum var hala sözcükler dil verir diye
Melekler gelir de bir gün bir gül verir diye
Dudaklarıma yalvardım suskunluğa bir yol verir diye
Esaret bekçisiyim özgürlüğe gizli biri el verir diye
Serap görmedim lakin hayallerim düşlerim bitmedi
Ender gördüm enderlerim ona hiç yetmedi
Mahkumum desem masum halimle felek hür etmedi
İçimdeki ben böylesine BÜYÜK BİR DAVA GÜTMEDİ
Yavas yavas daglarin buzu bitti
Gunler gecti, aylar, seneler gitti
Bir sevda, sevdaliyi yakti eritti
Bir omur bitti, BIR HAYAT yitti
Dogdugun yerde degil, doydugun yerde dediler
Dogarken tutulur KISA bir yol
O yoldan ceviremez seni hic bir KOL
O yol olume giden yol; ne sag ne de sol
Biz tutariz sapilacak ve tapilacaklari
Goremedigimiz binlerce cevherimiz vardir
Uzak.. yollar uçulmuyor
Köprüler yok geçilmiyor
Kuslar gibi goculmuyor
Özledim gel! deme ana
Yeter artik gel! diyorsun
Seni ne kadar sevdigimi SANA anlatamadim
Uzaklardan da olsa sesini duymadan yatamadim
Uykusuzum diye seni sonraya satamadim
Daha toysun hayat kaziklarinda bekleyecegim..
Vurgun yemis yurek nedir sen bilemezsin
Bir elbise giyerim diye
Binlerce uniformalar eskittim
Botlar-coraplar da cabasi
En guclu deterjanlar cikarmadi kirleri
Yine de SEN buna hayat mi diyorsun!
Ben Kisaparmaklar degilim ki
Seni siirlerimle aglatabilsem
Ben kisayureklilerden biriyim
Duslerime kabuslar kattin
Yine de SEN buna hayat mi diyorsun!
Sabah ve aksam manasiz artik
Endise bayraklari gonderdeyken
Zamanla maraton yarisindan yoruldum
Elimden tutup etaba suruklemedin beni
Yine de SEN buna hayat mi diyorsun!
Kimlerin onunde diz cokmedim ki
Her Ademi adam yerine koydum belki..
Bir gun farkina varirsin endiselerimin diye
Ne yazik ki, gozlerini yumdun gormemek icin
Yine de SEN buna hayat mi diyorsun!
Ben senin icin inonu savasi gazisi oldum
Sen hendekleri gecesin diye kendimi
Dikenli tellere kopru yaptim gectin
Senin bildigin sevgi-sevda bu ise sayet..
Yine de SEN buna hayat mi diyorsun!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!