Savaşın ıslığında sende doğdum büyüdüm
Hasretim dolu dolu değer başım göklere
Pınarında içtim su tadında yudum yudum
Yalın ayak gezdiğim bucağım kara dere
Hala özlemimdesin ovam tozlu yollarım
Doksan yılı bitirdi, kurulan cumhuriyet,
Şehit verdik, can verdik, cehaletle savaştık.
Canla başla korunan çağdaş laik hürriyet,
Ne engelleri gördük, hepsini bir bir aştık.
Yollarımızı ördük gidilir baştanbaşa,
Bir gün elbet ışık görecek
Maviliklerde yüzen mutluluk dolu düşün.
Sırtları okşayan meltem,
Minnet dolu gözlerin,
Ufkuna ulaşacak,
Yakarışın, sözlerin...
Uzanırım upuzun çimenlere,
Yorganım rüzgâr,
Kaderini tadıyoruz ruhumuzun,
Saçımıza kar yağar.
Ürpertiyor her ses insanı
Ve matemlere boğuyor vatanı...
Bir ulusun bağımsızlığı, egemenliği, yaşam düzeyi, birlik ve beraberliği sağlamada esas olan toplum önderlerinin bilgi, cesaret, etkili hitabeleri önemli rol oynar.
Bilgi, cesaret, hitabet üçlüsü sayesinde toplumları millet, milleti de devlet yapar. Dünya genelinde Atatürk, en büyük örnektir.
1914 yılında başlayıp 1918 yılında biten Birinci Dünya Savaşı'nın sonuçlarından etkilenen devletlerim başında Osmanlı Devleti vardı. Küçük bir beylikten üç kıtaya yayılan politikasıyla birçok milletlerden oluşan ve ümmet esasına dayanan bir imparatorluğun çöküşü ile sonuç bulan büyük bir savaşın enkazları arasından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temellerini Atatürk atmıştır.
'Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Her karış toprak vatandaş kanıyla sulanmadıkça terk edilmeyecektir. Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri/ben size savaş yapınız demiyorum, ölmeyi emrediyorum.' Bu sözler Atatürk'e aittir. Sakarya savaşında, büyük Taaruzda, Çanakkale Savaşında söylemiştir bu yüce emir mahiyetindeki hitaplarını.
Harf inkılâbında ve Ulus Mekteplerini açarken yazı tahtasının başına o geçmişti. Başöğretmen olarak atılım yaptı ve başardı. O bir halk Önderi idi. Ümmetçilikten çağdaş ve modern bir devletin oluşmasını sağladı.
Uzun yılların birikimi olan mezhepler, tarikatlar, tekkeleri zaviyeler Türk toplumunda önemli yer tutmakta idi. Bin yıllık değerleri bir anda kaldırmak kolay değildi. Toplumun Önder'ine büyük bir güveni olması gerekirdi. Öyle oldu. Bugün tarikatlar, mezhepler kavgasını göremiyorsak Atatürk sayesinde göremiyoruz.
Bizler öğretmenleriz, kutsal mesleği seçtik,
Cehalete direndik, çağdaş düzeye erdik.
Ülke kalkınmasında sert engelleri geçtik,
Ulus esenliğinde nice şehitler verdik.
Atatürkçülük dedik, çağdaş düzeye girdik,
Kim demiş
Gönül gönüle köprüdür diye
Nice sular akarmış meğer
Köprülerin altından
Sevileri bereler...
Yıkılır upuzun aynalar gövdelere
Uzun yılların akşamına doğru
Öpüşlerin dikeninde kan
Sarsıntıların kucağında kış
Kanlı gömlek biçmede insan
Bu nasıl bir bakış.....
Bugün ne mutlu bize, yaşıyor cumhuriyet,
El ele kenetlendik ulusca dönmez kolda.
Yüreğmizde yaşar ilelebet hürriyet,
Değişmez bu fikrimiz can veririz bu yolda.
Gayretimiz halk için, özgürlüktür yolumuz,
Atatürk, bağımsızlığını yitirmiş, orduları dağıtılmış, bütün tersanelerine girilmiş, bilfiil işgal edilmiş bir ülkenin insanlarının başına geçmiş, topyekûn ulusal bir direniş ve ulusal bir kurtuluş savaşı ile düşmanları yurttan attıktan sonra bugünkü modern Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuştur.
Türkiye'nin bir tek lideri vardır. O da Atatürk'tür. Atatürkçülük sayesinde dimdik ayaktayız. 'Vatanın bütünlüğü, milletin bölünmezliği' Onun attığı temeller üzerinde sembolleşmiştir. Cumhuriyetin ilke lerine ve devrimlerine karşı birkaç sözümüz olacaktır.
Kişisel çıkarlarına toplumu araç ederek ve onları saptırarak başka maceralara götürmek isteyenler az da olsa vardır. Sağduyu sahibi Türk Ulusu, ne aldatanlara, ne de aldatılanlara asla itibar göstermeyecektir. Atatürkçülük bir ülkü¬dür. Birlik ve beraberlik ülküsüdür. Kellesini koltuğuna alarak 'yedi düvele' karşı ulusunu savunan bir lidere anlaşılmaz bu tutum neden? Nereden kaynağını alıyor bu bezirganlar? Adeta, 'Neden kurtuluş savaşı verildi, neden bu devlet kuruldu? ' diyecek kadar gaflet ve dalalet içinde olan bu insanlara ne demek gerekiyor acaba? Kükreyen aslanların diyarını, fısıldayan rüzgârın göklerini, solmuş dökülmüş yapraklarımı yeşillenmesini kimler sağladı? Yanıtı: Atatürk! ..
Atalarının, şehitlerinin kanlarının fışkırdığı her karış toprağın savunması için canını ortaya koyan kimdir? Yurdun tüm bacaları yıkılmış, orduları dağıtılmış, bütün tersanelerine girilmiş, bayrakları çiğnenmiş, ezanları susturulmuş, ülke bilfiil işgal edilerek mallarına el konulmuş, zevklerin soğukluğunda, şehitlerin mezarlarının başın da şehvet rakslarının yapıldığı, kadınların düşman kollan arasında, çocukların düş¬man süngüsü ucunda yaşatılmaya çalışılan bir ülkeyi kurtarmanın kutsal bir görev olduğunu unutmanın ne demek olduğu elbette malumdur.
Çağımızın yaşam sürecinde gördü¬ğümüz liderini kaybetmiş Yugoslavya'nın bir bölümü, Afganistan'ın bunalımlı yanı ve egemenlik koşulları, Irak'ın çeşitli bahane¬lerle kişisel çıkarları uğruna karşılaştığı insanlık suçu, Lübnan'ın ve Filistin'in yaşadığı koşulların tümü ulusal ülkü ve lider yoksunluğundan kaynaklanmıyor mu?
87 yıl önce Türk Ulusunun yaşadığı o karanlık günlerin yediden yetmişe herkes tarafından bilinmesi gerekir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!