Gül, bülbüle zulmetmez bu bahçelerde..
Mecnun'u ağlatmaz Leyla, karanlık gecelerde..
Bu öyle bir yerdir ki, ızdırap rüzgarı esmez..
Ayrılık şarkısının hüznü yoktur hecelerde.
Bin dert ile geçmez ne kış, ne de yaz..
Kırların hoş kokusunu,
Saçlarında duyduğum;
Baharımın koynunda bir gülsün,
Bunu bilsen!
Sanki bin tane ocak var,
Akşam oluyor yine,
Karşı dağları duman bürüdü..
Kıştan kalan son yaprakları,
Rüzgar sürüdü..
Bir kırıklık, bir ince hüzün var;
Güneşin battığı yerde;
Loş mezarlığa yaklaştıkça adımlar kısalır,
Dökülür bu hazin törende,duyan her gönülden yaş,
Bir namazdan sonra başlar, fakirin yolculuğu,
Bu sessizlik içinde kaybolur yavaş yavaş..
Onda sükutu gizlidir bir koca ömrün,
Batan bir gün gibi ölgün
Ruhumdaki akşam..
Dolaşır yemyeşil sahilleri
Sarhoş gibi akşam..
Mor, kırmızı, yeşil, mavi
Bezenirken ufuklar..
Izdırap nedir bilmez idim, ben eskiden..
Beni de bir seven bulunurdu..
O ebedi ayrılık gecesinde,
Başladı hayatımın hazin yolculuğu.
Bu gün yalnız anılarım var, benimle hemdert,
Melekler bile kıskanacak seni güzel kız.
Beni bin kat daha büyüleyeceksin gelinliğinle,
Güller açıyor sanacaklar, neş’eyle gülerken,
Aşk şerbeti taşıyacaksın bana sen, ellerinle..
Gözlerimden gitmeyecek yıllarca bu halin..
Akşamları talim dönüşü, oturup pencerende,
Gözüm yaşı kurumuştu.
Tuz bastılar yarama
O Mevlasını buldu
Bize kaldı ağlama
Büyük ülkü yolunda
Doğrulukta birleşene,
Hakikatte eyleşene,
Gönüllerde halleşene,
Güzellere merhaba!
Yağan yağmura, kara,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!