1950 yılında Trabzon-Tonya Karaağaçlı Köyünde doğan Ahmet İNCE, 1971 yılında Fatih Eğitim Enstitüsü’nün TÜRKÇE Bölümünü bitirdi. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde Türkçe- Edebiyat Öğretmenliği yaptı.
1976–1978 döneminde TÖB-DER Genel Yönetim Kuruluna seçilen Ahmet İNCE,12 Eylül 1980 sonrasında TÖB-DER davası nedeniyle 64 arkadaşıyla birlikte yargılandı. TCK’nin 141/1. maddesine muhalefetten 8 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Trabzon-Mamak-Çanakkale cezaevlerinde 4 yıl 3 ay kadar tutuklu kaldıktan sonra, 1985 yılı başında tahliye edildi.
12.04.1991 tarihinde yürürlüğe giren 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasıyla 141. madde TCK’den çıkarılınca, hakkındaki mahkûmiyet hükmü ortadan kalkan Ahmet İNCE, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 31.12.1991 tarihli kararnamesiyle Çankaya-Dikmen Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Edebiyat öğretmenliğine atandı. Eğitim emekçileri hareketinin sendikal hak ve özgürlükler mücadelesine EĞİTİM-SEN içinde devam etti.
Meslek yaşamı süresince, şiir-sanat, edebiyat, emek hareketi; yurt ve dünya sorunları üzerine, yerel ve ulusal düzeyde yayın yapan çeşitli gazete ve dergilerde şiirleri, yazıları yayımlandı. 1968 yılında mezun olduğu Trabzon Lisesi’ne 11.09.2001 tarihinde Edebiyat öğretmeni olarak atanan Ahmet İNCE, 15. 09. 2002 tarihinde aynı okuldan emekli oldu. Şair, belirli aralıklarla, yerel ve ulusal düzeydeki birtakım yayın organlarında “eğitim-kültür-sanat, felsefe; inceleme-eleştiri” içerikli yazılar ve şiirler yazmaya, bazı yerel televizyonlarda kültür-sanat programlarına katılmaya devam ediyor.
Ocak 1988’ de UMUDUN FISILTISI adlı şiir kitabıyla edebiyat dünyasına adım atan Ahmet İNCE, Ekim 1989'da yayınlanan DEMOKRATİK ÖĞRETMEN HAREKETİ ile eğitim emekçilerinin örgütsel mücadelesini, tarihsel gelişimi içinde yansıtmıştır. Yazar, ÖĞRETMEN HAKLARI VE SENDİKAL BİRLİK adlı yapıtında, eğitim çalışanlarının sendikal sorunlarıyla, demokratik haklarıyla ilgili çözüm önerileri sunmuştur. Kasım 1994'te yayımlanan ÖZLEMİN ÇAĞRISI adlı şiir kitabında sevgi, umut, acı ve özlemlerin, toplumsal gerçeklerin çeşitli yansımalarını, müzik tadı veren şiirleriyle dile getirmiştir. Beş bin adet basılan bu yapıt, okuyucudan gördüğü yoğun ilgi üzerine kısa sürede tükenmiştir. Söz konusu yapıttan, 1995 yılında, Kültür Bakanlığı 1000 adet satın aldı ve kendi kütüphanelerine dağıttı. Söz konusu eser, okuyucudan gördüğü yoğun ilgi üzerine, kısa sürede tükenmiştir.
Şiirin sabırlı, sürekli ve yorucu bir isçilik gerektirdiği gerçeğinden hareket eden şair, yıllarca, üzerinde çalıştığı şiirlerini 'http://ozanahmetince.blogcu.com/'sitesinde izleyicilerin ilgisine sundu. Bu web sitesinde şairin, çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanan düşün- sanat yazıları, eski ve yeni şiirleri yer almaktadır. Söz konusu şiirlerde ince bir duyarlık, çarpıcı bir lirizm, büyülü bir ahenk, fırtınalı bir sevgi, yumuşak bir erotizm, ateşli bir özlem, güçlü bir umut ve toplumcu bir bakış dikkat çekmektedir.
Eserleri
Umudun Fısıltısı (1988-Şiir)
Özlemin Çağrısı (1994-Şiir)
Demokratik Öğretmen Hareketi (1989-Araştırma)
Öğretmen Hakları ve Sendikal Birlik (1991-Araştırma)
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!