Karmakarışıklık paradoksu.
Pencereyi açıyorum
Ağaçlar çırılçıplak
Tek katlı müstakil evler boyasız
Ama soba yanan odalar cıvıl cıvıl
Ve portakal kokusu yayıyor sokaklara
Kömürün dumanı ile emekler yayılıyor doğaya
Hayatın en güzel yanıdır ölecek olmamız,
Yoksa birçok kez öldükten sonramı güzel olur ölmek.
Hayatın en acı yanıdır yaşıyor olmamız,
Yoksa hiç yaşadığımızı hissetmediğimiz için mi acı
yaşamak?
Her insan biraz mutsuzdur bu hayatta
Kaygılarından dolayı mutsuz
Sevdiklerinden dolayı mutsuz
Beklediklerinden dolayı mutsuz
Mutsuzluğu daha ne kadar uzatabiliriz
Adalet nedir diye soranlara,
Sana olan sevgimden.
Haksızlık nedir diye soranlara,
Sana olan hasretimden bahsettim.
Mutsuzluk nedir diye soranlara,
Bir çocuğun masumluğu ile sevmek gerekir,
Kocaman bir adam olsan bile.
Bir çocuğun inandığı gibi inanmak gerekir,
Güvensizlik içine batmış olsan bile.
Anlamı olmamalı hiç bir zaman,
Ne farkı var aşkın nefretten?
Vicdanını tatmin ettiğiniz insana
Davranış biçiminizden
Size inanan insanlara, neden güvensizlik verirsiniz
Bir insanın emeğini neden çalarsınız
Neden öldürürsünüz içimizdeki çocukları
Tanrım
Mutsuzum
Birazda huzursuz
Vicdanımı ne kadar suladıysam
O kadar merhametsiz oldu insanlar
Her şey benim yüzümden mi, Tanrım?
Konu aşk olurdu alkol masalarında
Acıdan bahsedilince azalırdı masadakiler
En son baş başa kalırdım masayla
Ben anlattıkça çürümeye başlardı masa
Yalnızlık anlattıkça çoğalırmış
Sonra,
Unutmaya başlar insan.
Aşık olduğunu bile unuturmuş.
Nasıl olduğuna kadar her şeyi unuturmuş.
Peki beynimiz oyun oynuyorsa bize,
Unutmadıysak,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!