Ah benim güzel gençliğim. Yitip gittiğini fark ediyorum ama; ne çare.. Engel olamıyorum adım adım uzaklaşmana.
Ah benim güzel; çok güzel, acayip güzel gençliğim. Seni ne çok beklediğimi bilmiyorsun. Bilmiyorsun ''hele bir genç delikanlı olayım''lı cümlelerimi. Bilmiyorsun işte, bilmiyorsun seni ne çok beklediğimi.
Ah benim gençliğim be. Demek gidiyorsun öyle mi? Daha yüksek dağlar aşacaktım ben senin sayende, kimbilir belki o herzamanki yerde; yani Heybeliada'da birkaç saat daha fazla yüzecektim.. Kalamaz mısın biraz daha? Yapamaz mısın bu kıyağı bana. Hadi, benim lan ben.. Üzeyir.. Hani, şu seni seneler boyunca bekleyen..
Ah benim aceleci gençliğim. Git. Peki.. Gitmelere o kadar alıştım ki, inan çok da fazla koymaz gidişin. Üstelik sen bana hiç diğer gidenler gibi; gitmeyeceğine dair söz de vermedin. Delikanlı adamsın vesselam.. Ve sayende; biz de delikanlı çağımızdayız. Şimdi yanıbaşımda olsan da, biliyorum; artık yol ayırımındayız.. Acele etme desem ne fayda, kanın kaynar, durmazsın yerinde. Beni bu kötü günlerimde, şu dünyanın en huzursuz bölgesinde, belki de el alemin dilinde; bırakıp gideceksin işte..
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta