.Onyedisinde bir yaşama sevinci tanıdım bugün..korkuları çok yalın çok temiz ve henüz kirlenmemiş...Korkuların dahi bu kadar saf oluşunu özlemişim.Çünkü insan zaaf dolu, çünkü insan dediğin hesap ve çıkara bulanmış, çünkü insan dediğin kirlenmiş, kendileriyle barışık değil artık insan dediğin ve ne yazık ki insan dediğin kendi değerini başkalarına ve bir diğerine bağlamış, eğer insan umudunu, yarınını, sevincini, heyecanını ve dahi beklentilerini, korkularını, acılarını, endişelerini hasılı kendine ait kutsallarını bir kere başkalarına bağlamaya görsün işte o zaman kendisine ve hayata yabancılaşmaya başlar.... o andan itibaren tüm yalınlığını, güzelliğini, dokunulmaz saflığını, tüm arınmışlığını yitirmiş olmanın acısıyla, diğerleri tarafından kabul edilebilir olabilmenin o umarsız ve de gereksiz mücadelesi içinde yarınlarını kaybetmeye başlar, yıllar sonra elinde kaybettiği kocaman bir geçmiş, kendisine küllerinden yarınlar biriktirmeye çalışır ama nafile..insan dediğin nafile...başka bir yürekteki sevda kalıntıları üzerinde ki o sevda kalıntıları diğerinin yalnızlığının, bırakılmışlığının en belirgin emaresidir ve koca bir aptallıkla bu kalıntıları kendi kutsalı sayarak dokunulmasına izin vermez verirse eğer kimse tarafından tanık olunamayan yalnızlığı ve bırakılmışlığı günışığına çıkmaya ve kendisini ele vermeye başlar işte bunu göze alamadığından ve kendine olan inancını ve iç barışını yitirdiğinden, bir başkasının ona sunabileceği baharı kabul etmekten çok içindeki hazanı yaşatmaya çalışarak çaresiz bir mutluluk arayışı içinde bulur kendini ama asla dokunamayacağı bir mutluluk..çünkü insan dediğin kendi mutluluğunu yaratamaz ancak bir diğer insanın ona sunabildikleri nezdinde kıymete değer tatlar yaşama şansı tanır kendisine..ha.. bundan sonra yaşadıklarının adını ister mutluluk koyar,ister hayatında defalarca kaçınılmaz bir şekilde yaşamak zorunda kalabileceği yanlışlıklar..ama her ne olursa olsun hayatına birini msafir edebilme cüretin yoksa başka bir hayatta misafir olamazsın...ah be insan çok yalnızsın ve sana sunulan yalnızlıkla ne yazık ki çok bahtiyarsın...
.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta