Ağlamak,
İşin aslını bilmek,
Eşya ve hadislerin sırrına ermek,
Ağlamak,
Varlığın ve yaşamın farkına varmak,
Bildiklerimi bilseydiniz,
İkazını Nebinin dilinden duymak.
Hilkatin sırrına erseydiniz,
Ağlanacak halinize hiç gülermiydiniz? .
Sıcak yataklara gömülüp,
gaflet yorganının altına saklanırmıydınız,
Kurtulamayacağınız yok saydığınız korkularınızdan! ..
Yürüdüğünüz hayat yolunun
Köşe başlarında
Sizi bekleyen handikapları,
Gölgelere sinmiş gulyabanileri,
Bilseydiniz.
Hala yürürmüydünüz,
Umut bağladığınız
Meçhul yarınlarınıza! .
Umutla bakabilirmiydiniz,
tehdit ve tehlikelerle dolu istikbalinize?
Bildiğimi bilseydiniz.
Hala sonucunu bilmediğiniz,
Gerçek yüzünü görmediğiniz,
Bir türlü görmek istemediğiniz,
Hayatın,
Sonunu ve sonunda önünüze gelecek
Hesabını! ..
Akıl sonunu görmek,
Mantık müsbet davranmak,
Hazırlık yapılmadan,
Sonuna uğrulanmak.
Ne acı.
Ama gerçek.
Ağlamak, gidene mi?
Gitme sırasını çaresiz beklemeyemi?
Yoksa aldanarak,
Ağlamaya değmeyen aldatıcı şeylere ağladığımamı?
Kayıt Tarihi : 22.12.2011 01:28:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Hilkatin sırrına erseydiniz,
Ağlanacak halinize hiç gülermiydiniz? .
Sıcak yataklara gömülüp,
gaflet yorganının altına saklanırmıydınız,
Kurtulamayacağınız yok saydığınız korkularınızdan! ..
Şiirin özü bence...Beni en çok etkileyen yeri..
Allah sonumuzu hayretsin..
Sevgi ve saygılarımla.... +10
Hesaba çekilmek, eylemlerin zerresindeki hakikati haykırabilmek bu dünyada mümkün değil ise, mümkün olacağı yer neresidir dersiniz?
Rüyanın bitişiyle yakılan ağıtlar kimin içindir? Bence kendin içindir!
Şiirin özündeki gerçeği görebilme erdemi ne büyük bir öngörüdür.
Dilinize, kaleminize ve yüreğinize sağlık sevgili üstadım, iyi ki hatırlattınız acı gerçeği. Sizi tebrik ediyorum. (Tam Puan + Ant.)
Sevgi ve saygılarımla....
Nafi ÇELİK
Allah’ın Resulü Hz. Muhammed Mustafa Sav. der.
'VELEV TE-LEMUNE MA E-LEMU LADEHİKTUM KALİLEN VELA BEKEYTUM KESİRA.'
Bildiklerimi bilseydiniz.
Az güler çok ağlardınız.
Sıcak döşekleri nefsinize haram eder, dağlara kaçardınız.
İnsan olmanın size yüklediği mesuliyeti idrak etseydiniz,
yaşamın zorlukları ve sonunda sizi bekleyenleri düşüne bilseydiniz,
bu gün gaflet içinde güldüklerinize belki fasılasız ağlayacaktınız.
Maalesef, niçin yaratıldığımızı düşünmüyor,
nasıl yaşayacağımız adına da bir fikir sahibi değiliz.
En basit davranışlarımızın bile bir anlam ve amacı olmasına rağmen;
gerçek manada bütün hayatımıza sonu itibariyle bir anlam yüklemiyor, bir amaca yönlendirmiyoruz.
Buna cehalet denmez.
Çünkü başımıza gelecekleri her gün başkalarının yaşadığını görüyor veya duyuyoruz.
Korktuğumuz, kaçtığımız sonun hiç ummadığımız bir yer, an ve zamanda gelip yakamızdan yakalayacağını biliyoruz AMMA tedbir almıyor, hilkatin sır ve sebebine CAHİL KALMAYI KURTULUŞ ZAN ETMENİN ALDANMIŞLIĞINDAN BİR TÜRLÜ kurtulamıyoruz.
Allah’a ve ahirete inanmadan bu hayat zorluklarına rağmen nasıl ve NEDEN yaşanır?
Allah’a ve ahirete inanıldığı halde bu gaflet ne ile izah edilebilir?
Akıl, fikir, mantık, ilim ve irade sahibi bir varlığın.
Bir ömür BAKTERİ GİBİ YAŞAMASINI!..
Aklım almıyor.
Mantığım kabul etmiyor.
Allah sonumuzu hayır etsin.
ONU HATIRLATTI YÜREK ÇIĞLIĞINIZ...
NEYİ BİLİYORUZ Kİ
BİNMİŞİZ ALAMETE GİDİYORUZ KIYAAMETE..
DUYARLI YÜREĞİNİZE SAĞLIK NECDET BEY. DOSTLUKLA
TÜM YORUMLAR (5)