Seni kentin kocaman aydınlığına gömdüm yavrum
Kırgın bakışlarını imgelemine puntoların
Seni göğsümde yüz bin manşette verdim yavrum
Üçüncü gecesi kurşunlandığının
Sen bahar bahçelerine yüreğimin mayıs gecelerinin
En sevgili düşlerden yapılmış bir alıntıydın
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Kutlarım hocam yüreğinize sağlık
Okurken canı yanıyor insanın ama gerçekler bunlar.Yüreğinize sağlık hocam,saygılar.
lanet olsun karanfilleri yok eden zihniyete...
Sonsuz kutlarım. Yüreği yakan şiiri..Saygılarımla..
Gönül dostu; Çok güzel şiir. Gönlüne sağlık. Kutlarım. Selamlar...
Can yakan dizelerdi.Bir anne olarak evladın eksikliğini hissetmek kadar büyük bir acı yoktur.Şiirin finali bir haykırış gibi duvarlarda yankılandı.Kutluyorum kaleminizi.Sevgi ve selamlar.
Yürek sesinizi kutlarım. Kaleminiz daim olsun. Saygılarımla
acılar nasılda dökülüyor yürekten insanın canı yanınca göz yaşı olup düşüyor kalemden çok çok hüzünlü bir şiir tebrikler ve saygılar
Öyle sakar bir bebek ti ki ..... annesine çekmiş ;
Ölüm haberini ilk duyduğum an ölüyorum sandım...AMA insan ölmek istediği zaman bile ölemiyor ...ACI gerçekle yüzleşmek çok zor çok ....
oğlumu en güzel gün olan çocuk bayramında kaybettim onu...evet o gün bende ölmüştüm... Kendime gelmem bayağı zaman almıştı altı ay hiç yemek yemedim genede yaşıyordum şaşılacak bir şeydi...
Sonra oğlumun odasına ilk girdiğimde eşyalarnın arasında bir şey arıyordum...
Ne aradığımı bilmeden uzun süre aradım. Beni ayakta tutacak birşeyler ....
Sonunda aradığım şeyi bulmuştum .Hatıra defterini şöyle yazıyordu
Anneciğim ben ölmekten çok korkuyorum ama şayet olada senden önce bana bieşey olursa sakın sakın ağlamayasın diye vasiyet etmişti.Ama ağlamamak mümkün müydü?
Üç gün boyunca bana yazdıklarını okudum hemde ağladım taa ki gözlerimde yaş kalmayana kadar. Gözyaşlarım kuruyana kadar . O, benim dünyamdı.
Yani herşeyimdi bütün renklerim solmuştu...
Sonra bana ettiği vasiyeti hatırladım ... Sen hep gülmelisin derdi ..
Çok duygusal bir bir çocuktu. Üç sene boyunca hiç kimseyle konuşmadım.
Bir sürü tedavi gördüm doktatlar bile beni düzeltemiyordu..Her gece kabuslar görmeye başladım.Bir yolu olmalıydı düzelmemin .Önce kendim inanmalıydım bir gün hasretim bitecek gecenin bittiği gibi...Hergün suya mektuplar yazmaya başladım okuyamayacağını bile bile içimden bir ses diyordu ki belkide benim yazdıklarımı görüyordur. Böyle düşünmem beni hayata bağladı...Yüreğimin sesini susturmuştum
ama parmaklarım kendilinden yazıyordu.Sonra kendime söz verdim .
Ona olan sevgimden onun bütün hayellerini gerçekleştirmeme çok az kaldı
Bazen diyordum ki neden ben demek ki ilahi kudretin vardır bir bildiği
Siz siz olun çocularınıza sıkı sıkı sarılın hayatın ne getireceği hiç belli olmaz...
sanırım anlatılası en zor şeydir ölüme ağıt... ve böylesi yürek yakan şiire yorum yapmak
tebrikler ve saygılar
acılar ancak böyle paylaşılır. ama acılar ancak bu şekilde küllenmesine izin verilmeden harlanır... saygımla...
Bu şiir ile ilgili 48 tane yorum bulunmakta