“…ey yer suyunu yut,
ey gök tut suyunu..."
11/44
murahık düşlerden çıkalı
kaç yüzyıl oldu
nerdesin ey keşt-i nuh?
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Devamını Oku
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




affediş bazen afetle gelir.
rahmanın sünneti böyledir bazen, merhametten süzülür ateşi, ateşinden süzülür merhameti..
ama epigraf olarak geçilen ilk iki dize pardon ilk cümle ayettir ve bunun belirtilmesi lazımdır, zamanında aynı hatayı yapmış biridir bunu söyleyen..
Güzel bir şiir,
100 üzerinden 69 puan.
Arama bir menâr ya da keştî-i Nûh ey şair! Mürâhik düşler gittiğinden beri yol kendi kaderini çizer. Sana ve bize ise yürümek ve büyümeyi beklemek düşer. Ama yol mudur o, yoksa berzah mıdır; bunu bilemeyiz elbet. “En bilen”in affına sığınıp, “sükûnet ininceye kadar kalbin akıl duvarlarına” bekleriz işte…
Derin ve anlamlı bir şiirdi. Bu dizelere bir şiirle teşekkür edilir ancak…
__BERZAH__
arka cebe gizlenmiş
narin uykulu çocukluk /
göğüs cebiyle didişir durmaksızın /
meşruiyet
zihin kantarında… /
sorarız: /
'diriliş ne zaman /
nerde devşirme askerleri sultanlığın...' /
ay'ın siyah yüzünde gül derleyen tanrıça /
yoksullaşarak akar harfin üstüne /
süreğen göçlerin iç sızısıyla ak parşömende /
sayısız ölümlere karışır sütümüz /
çocuk ruhunun nirengi merkezinde…/
vakitsiz perdelenmiş
göze gelir sıra /
dışarıya açılan son pencere ki
tavukkarasından muzdarip /
olabildiğince uzaklaşıp
'aklın terazisi' safsatasından /
affına sığınılır sözün /
bir yarı göz buğusu...kör isyan /
selam durur aşka öteki yarı /
dil yanığından peydahlanır her öksüz dize…
mahpusluğun ipini göğüslemektir
sözü kökünden sarsmak /
düşürmek kendini kendiliğinden… /
gözbağına bu yüzden /
bir şimşek ısmarlarız /
titreyerek çaksın diye körlük tülüne /
kıyıda bekler çocuk saflığımız… /
tanrılar:
sevecen...bağışlayıcı...cömert /
şeytan ah! neden böyle sinsi bakışlı? /
ruhsatsız tebliğ edilir tutuklu meşruiyet /
tekilliği sorgulamaz ejder yüzümüz /
dişilik ve erillik ve masumiyeti…/
ne yolcuk tükenir, ne yol /
ağlar kum eteklerini mesken tutmuş kilit taşı /
derin bir suskuya dönüşür daralan nefesler…/
kim ki bilmez menzilini, imgeye vurulmaktır cezası!...
bu deli halleri bize ve sana bağışla ey gül! /
iki tarafımız coşkun su /
kızıla çalıyor seher vakitlerinde hayat /
ve ölmek için hâlâ çok erken…./
ne büyüdük adamakıllı /
ne bir vedadır bu /
berzahı yazar dil…/…..
(Naime Erlaçin – 2006)
Yaradan affeder şiir tanık...
Bu şiir ile ilgili 14 tane yorum bulunmakta