Hep çok sevdiğinizi söylediniz, hep... Sözcükler arasina sığdırdınız yaşanası duyguları. Sahi bunu nasil başardınız?
Bilemediniz! Doğduğunuz gün başlamıştı ölüme yolculuğunuz. ilk başlarda soğuktu hayat denilen sona yaklaştıkca ısınırdınız.
Pusla örtülmüş Ekim akşamında mumlarımı yaktınız, aydınlandı soğuk duvarlarım. Bir santranç tahtasına usulca düştüğünde yüreğim, oyun bitmesin sürsün istedim; şah yanımdaydi mat diyemedim. Kızılca kıyamet alacasında kirpiklerimden vurduğunuzda toprak kokuyordu teniniz, sonbahar tüttü ruhum. Martıların kanadından düşkıranlar koparken ses etmedi çocukluğum, izledi; düştük kelimelerde/n...
Ben bavuluma sığdıramadiklarımı sırtlanırdım, alışıktım gitmelere ki gitmeliydim. Siz tüm acıları kağıttan uçaklara çizdiniz. Ne sandınız? Rüzgarın yönünü değiştiremezdiniz. ilkel bir silah gibiydi fırlattıklarınız; uzaklaştı sandığınızda gelip yine bizi vuracaklardı. Vurmadılar mı?
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız



