SEVDANIN RACONU
Aldanma sakın alnımdaki şu kırık dökük izlere,
Ben her birini hendek diye kazdım, çöksün diye gecelere.
Uykusuz sabahlarıma, buz tutmuş o ıssız rüyalarıma sor;
Ben seni, mazlum bir halkın öfkesiyle sevdim,
Öyle mahcup, öyle boynu bükük değil benim bu sevdam;
Yumruğumu masaya, canımı namluya sürer gibi
Çünkü bizde kaide birdir gülüm, değişmez bu niyet:
Ölümden korkmak namertlik, yokluğun ise en büyük hıyanettir.
Şimdi hangi sokağa çıksam, senin kokun sinmiş her bir taşa,
Hangi masaya otursam, yokluğun gelir oturur en başata.
Raconu ben mi bozdum, yoksa kader mi kalleş çıktı bilemem;
Ben seninle ekmeğimi bölüşmüşüm, senden gayrıya gidemem
Varsın fırtınalar kopsun, varsın kilitler kapansın üstüme;
Senin bir tek gülüşün için, bu dünyayı tekmeler geçerim.
Yalanım varsa eğer, şu ciğerimdeki duman boğsun beni;
Yalanım varsa, şu dilsiz kaldırım taşları vursun beni!
Biz sevdayı kitapların tozlu sayfalarından öğrenmedik,
Biz onu; karanlık kuytularda kurşun yerken çiğnemedik
Anamızın ak sütü gibi tertemiz, öyle helal bildik;
Biz bu aşkın uğruna, nice yolları tek nefeste sildik.
Gidişin mi? Gidişin, bir kentin sularının kesilmesi değil,
Gidişin, koca bir ormanın tek kibritle kül olmasıdır, iyi bil!
Şimdi kalemi bıraksam yüreğim, yüreğim sussa bu kent bağıracak,
Adın dilimde bir yemin, resmin cebimde muska kalacak.
Bana "unut" diyenlerin akıllarına şaşarım, yanarım;
Ben seni her gün yeniden doğmak, sende ölmek için anarım.
Son sözüm olsun bu sana; kulağına küpe, gönlüne yara olsun:
Güneş batıdan doğsa, denizler yansa da bu sevda dursa dursun
Bizim bu davada geri vitesimiz olmaz, sözümüzden dönmeyiz;
Ölüm gelse de namertliğe asla ve asla el sürmeyiz
Ya omuz omuza bir hayat, şanımızla yürürüz bu yolda,
Ya da mezar taşında "Vefasız yardan öldü" yazsın o kolda
Kayıt Tarihi : 24.1.2026 19:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!