Sigaram ve ben,
Ebedi dostlarız şu alemde,
Hani yalnız yanan anlar ya, yananın halinden,
Bizimkisi de öyle bir şey işte.
Sigaram yanar ben yanarım,
Ne garip bir huzurdur bu.
Geceleyin her yattığında yatağına,
Başını yastığa her koyduğun zaman,
Ne derdin kalıyor ne tasan.
Yorgan kollarına her aldığında seni,
Hiç hesapta yokken tekrar dönsen geri,
Apansızın, çekip gittiğin gibi,
Şımarık, dolgun dudaklarında bir gülümseme; pişman, suçlu,
Ve kocaman çocuk gözlerinde, bir haylazlığın mahçupluğu,
dönsen geri..
Bir aşk için değer mi?
Çölleri aşmaya değer mi?
Geçersin kum tepelerini aşk ile
Sevdiğinin serabı gözlerinin önünde
Bir yeşillik, bir serinlik arar gözlerin
Ben bir göçmen kuş değilim ki;
Kış geldiği zaman,
Uçarak kollarından,
Baharı başka kollarda arayayım...
Aksine ben toprak gibi,
Gözlerin bir pencere sonsuzluğa açılan
Beni içine hapseden karanlık bir zindan
Ama tek ben değilsem o zindanın esiri
Ve ümit vermiyosa bakışların eğer
Bir gece kadar güzel olsan bile
Gidişini hatırlıyorum.
Gidişini; ansızın, birdenbire,
Bir fırtınanın kopuşu gibi.
Ama fırtına bile belli olur
Sessizliğinden,
Gidişini önceden sezemedim ben.
Acıyı anlayabilmek için, çekmek;
Yaşayabilmek için acıyı anlamak gerek...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!