Âdem oldum geldim Âdem içine
Nasîb olmaz dürlü candan içeru
Zenbûr olub kândan kâna geçerken
Bir kâna uğradım kândan içeru
Kardaş gel erkâna bu erkân değil
Oynatma atını bu meydân değil
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Devamını Oku
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Katliamları
Tebriz'i aldıktan sonra Akkoyunlu hanedanına mensup kişiler ile babası Şeyh Haydar'a karşı savaşanların mezarları açılıp kemikleri yakıldı. Akkoyunlu Elvend Mirza'nın askerlerinden 800'den fazlası kılıçtan geçirildi. Babası Şeyh Haydar'ın başının köpeklere atılmasının intikamını bütün sokak köpeklerini öldürerek aldı.[48] İlk üç halifeye lanet okumayanların katledilmesi, Safevilere ve Şiilere sevgi duyan kişilere zulmeden Sünnilerin intikam ateşinde yakılmaları emredildi.[54] Tebriz ele geçirildikten sonra Azerbaycan'da pek çok kişi katledildi.[54][55]
Asta Kalesi, bir ay direndikten sonra aman dileyerek kaleyi teslim ettiler ancak kale halkına ve Türkmenlere katliam yapıldı ve kimi rivayetlere göre 30.000[56][57] kimi rivayetlere göre 10.000[58] kişi katledildi. Türkmenlerin lideri kazığa geçirtilip yakıldı.[ Şehir ele geçirildikten sonra şehirde katliam yapılarak en az 7000 kişi öldürüldü.[63] Ebruh hakimi, Osmanlı elçisinin gözü önünde[64] kadın, erkek akrabalarıyla beraber ateşte yakıldı. Kızılbaşlar, Tabes'i ele geçirdikten sonra 7.000 kişi katledildi.
Babası Şeyh Haydar'la savaşanlar soruşturuldu ve bunun neticesinde pek çok Türkmen kabilesine mensup kişi öldürüldü. Bağdat'a girince çoluk çocuk ayırt etmeden[76] pek çok Türkmen katledildi.[77] Ebu Hanife'nin türbesini yıkıp mezarını açıp kemiklerini yaktılar.[78]
Sünni şehri olan Herat'ı ele geçirince en az 2.000 veya 3.000 kişiyi öldürdü.[79] Herat'ta ilk üç halifeye lanet etmeyi reddeden Şeyhülislam Seyfeddin Ahmed yakılarak[ Hafız Zeyneddin ise feci şekilde öldürüldü.[KAYNAK VİKİPEDİ)
Büyük bir sünni düşmanıdır. Nice müslümanları yakarak öldürmüştür. Hatta İmamı Azamın mezarını kazdırıp kemiklerini yaktırmıştır. İlk üç halifeye lanet okumayanları kılıçtan geçirmiştir. Bu caniyi asil dedemiz Yavuz sultan selim susturmuştur. Çaldıran savaşında aldığı ağır yenilgiyle ruhen çöküş yaşamış ve aldığı yarayla iç kanamadan 36 yaşında ölmüştür. Not: bağımsız tarih vikipedi ye bakabilirsiniz.
Kardaş gel erkâna bu erkân değil
Oynatma atını bu meydân değil
Süleyman’dan esen Süleyman değil
Süleyman var Süleyman’dan içeri
Görünen Süleymanlar bir aynadır sen aynadan görünen gerçek
Süleyman ı fark et demek dedir görünenden görünmeyeni fark
etmek her insana nasip olmaz muhteşemdi
Sitede bugün güne gelen okuduğum bu şiir ile yine bu sitede yer alan Kaygusuz Abdal’ın Adem Oldum Geldim şiiri neredeyse birbirinin aynısı.
Adem Oldum Geldim – Kaygusuz Abdal
Adem oldum geldim adem içine
Uğradım bir hana handan içeri
Zembur gibi kandan kana konarken
Bir kana uğradım kandan içeri
At oynatma zahit bu meydan değil
Bu meydan der isen bu erkan değil
Süleyman der isen Süleyman değil
Süleyman var Süleyman'dan içeri
Aşk bedesteninden mercan almışem
İrfan meclisinden erkan almışem
Bu canı verip de bir can almışem
Saklarım bu canı candan içeri
Şeriatı Muhammede verdiler
Tarikat üstüne bir yol kurdular
Marifet babında sual sordular
Hakikat var hakikattan içeri
Kaygusuz eydür bir nutkum hakla
Bir mürşide el ver kalbini pakla
Mürşidin verdiğin tut kavi sakla
İlikten kemikten kandan içeri...
Kaygusuz Abdal'ın sitede 1341 - 1444 tarihleri arasında yaşadığı belirtilmiştir. Şah Hatayi ise yine siteye göre 1487- 1524 tarihleri arasında yaşamıştır. Şah Hatayi’nin gerçek adı Şah İsmail yani I. İsmail’dir. Safevi Devletinin kurucusu ve ilk hükümdarıdır.
Şah Hatayi’’ye ait olduğu belirtilen güne gelen şiir ise yukarıda okunabilir.
Bu konu daha önce edebiyat dünyasında araştırıldı mı bilmiyorum. Gerçekten bu şiir kime ait? Şah Hatayi, Kaygusuz Abdal’ın şiirinin bazı dizelerini değiştirip şiiri kendi şiiri olarak göstermiş olabilir mi? Aklıma bir sürü soru gelmekte. Konu mutlaka edebiyat dünyasında orijinal kaynaklara ulaşılarak araştırılmalı ve sonuçları paylaşılmalı düşüncesindeyim.
Saygılarımla.
Seğmenoğlu.
Şu "Vahdet el-vücut" felesefesi ne sari bir illetmiş ki, ihdas olduktan sonra bulaşmadığı şair ve şeyh kalmamış. Bu zat da ne yazık ki ayni illetin kurbanı olan ve söylem olarak hemen, hemen öteki sapkınların dediklerinin aynısını söyleyen bir din ve mantık fukarası. Zira Mü'min dediğin biraz akıl, idrak sahibi olur ve ölçülerini felsefeden değil vahyin kaynağı olan Kur'anın muhkem ayetlerinden ve Resulullah'ın sahih hadislerinden alır. İşin garibi, herifler hem bilmiyorlar hem de bilmediklerini bilmiyorlar ve dönemlerinde kendilerini uyaran ilim irfan sahibi müstakim alimleri de kendilerince asılsız ithamlara hicvetmeye kalkıyorlar. Böylelerine acımak mı yoksa kızmak mı gerekiyor insan şaşıyor doğrusu?
bu ağaç
bu ağaç içinde miyim
bu ağaç içimde mi
evet, dışarıdayız
kabuk bağlamışız ve bir birimizi içimizde göremiyoruz
ama her an bir birimize kaza edebiliriz
ben insan oğlu bilinçli olsam da
bu bitki dalı olsa da
özellikle ben insanoğlu dikkatli olmazsam kaza olabilir
içimiz karışa bilir dışımızdan
ve öğlede dışımızı koruyarak bir dünya iç içe can ve eşyayız
can doğdum can içine bir canlı
içimiz canlı dışımız eşya
kımıldamadan dur
al fotoğrafını
Türkçenin yakamozları gibi pırıl pırıl dizeler
Seçici Kurul'a sağ ol der, gerçekten içimizde 'neler saklı' olduğunu kim/kimler bilebilir...'Özü sözü bir' olanlara saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Dostça.(MŞ).
15 ve 16. YY azeri sahasının en büyük şairi Hüsseyni Baykara gibi hükümdar şairlerin başında gelenlrrden Osmanlıyla bir hayli sorunlu olsada şairliği tartışılmaz ustada rahmet kurula teşekkür
güzel duygularla yazılan tereddüt içeren şiir.
Bu şiir ile ilgili 12 tane yorum bulunmakta