Bu yazımda, şu popüler fantastik kahramanlardan birisinden bahsedeceğimi sanıyorsanız, şimdiden söyleyeyim, “yanılıyorsunuz.” Daha otantik, daha gerçekçi bir kahramana çıkacak yollarınız yazıyı okuduğunuzda.
Öncelikle sizinle bir çöl yolculuğuna çıkacağız ve bu yolculuğun yürüyüşüne başladık bile.
Dev fırtınaların, uçsuz bucaksız kum okyanusunu dalga dalga şahlandırdığı, rüzgarlarla birlikte savrulan sapsarı kum tanelerinin güneş ışınlarının da etkisiyle adeta çil çil altına dönüştüğü, vücudu yakan dehşetli bir hararetten başka da maddi bir getirisi olmayan koca bir çölün ortasındayız şimdi..
Karanlık yüzlü adamlar, kumlarla sevişen atlarının tepesinde birer cenaze gibi durmaktadırlar ve iki aydınlık karaltının peşinden birer yılan sinsiliğinde süzülmektedirler..
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta