uzanmış sana veriyordum ki zamanı
son anda anladım aslında benimdir
asıldım fakat çok geç tutamıyorum
o artık ikimizin arasında
yükselen bir adam ağacı
birimizin çimlerine eğiliyor neşeli ve genç
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Ne kadar güzel bir şiir. Gönlüne sağlık. Kutlarım. Selamlar...
Femine bir duyuşla yazılmış şiir.Yorum yapmamayı tercih ettim.Tebriklerimle...
Tam kendime güvenim geliyor gibi oluyor(şiir konusunda) pat bu kadar güzel,ustaca yazılmış bir şiir..Gene şiir değil seninkilere dönüyorum..
Dost/sevgili (umarım yaşanılmış/yaşanan bir sevgili ilhamdır)her ne ise düşünülen biz ve bize ulaşılma harika anlatılmış..Saygımla..
Hemen bu şiiri okumadan yazdığım ve bir bilgeden duyduğum sözler geldi aklıma.O şiirimi, hayatı özümsemiş,görgüsüyle bilgisini örtüştürerek bana naklettiği hikaye ile yazmamı sağlamıştı yaşlı köylü bilge.'Hamlar pişmez,Yere düşmez 'demişti. Bu şiirden sonra daha iyi anladım söylediklerini.Ve iki yüzümüzün ham ve olgun yanlarını. Saygılarımla.Şeref Öztürk Usta
tebrikler size ve şiirinize
Son zamanlarda okuduğum en güzel dostluk şiiri..
Bülent Ortaçgil nasıl yorumlardı acaba...
Kapadım gözlerimi seslerin arasından süzülüyor şiir
Şifa niyetine satılan Adam Otları toprağın içinden çıkarılıyor. Bir kaç yaprak sadece, yüzeye yayılıp varlığını hissettiren.
Adam Ağacı...
Tohumu ilk kez bu şiirle ekilmiş oldu. Karlar yağacak yakında. Adam Ağacı'nın üstünde gereğinden fazla ağırlık olmasın diye yapraklarını dökmüş olacak çoktan. Dallar yaprakların suyunu emmiş olacak. Kar yükünü azaltmak için Adam Ağacından.
Yandaki yeşil bahçeye hangi nedenle eğilir kimbilir?
Görünmeyen ışıklar karlarda yangın çıkaracak. Adam Ağacı bakalım nasıl kurtaracak kendini?
Alabildiler mi acaba zaman nehrinden paylarını?
ruhunuzdaki kelimeler bu kıvılcım bağlantısıyla dizelere dökülmüş çok nefis bir şiir...
adam ağacının kökü sizdeyse daha çok şiir dökülür.
şiire doyduğum bir sayfa. her şiirden uzak, şiire yakın...
*ışık ve sevgiyle*
Ya bu şiire çok güzel olmuş,yüreğine sağlık gibi sıradan şeylerde yazamam ki şimdi,Bi kere Nilgün Arasın zaman zaman aslında benim en çok hoşuma giden bu türden şiirlerine de rastlıyoruz ki bunlardan en sevdiğim'Ben ali'nin yalancısıyım'. Şuraya getirmek istiyorum sözü.Nilgün pek kendini yazmaz.Bu şiirde kendinden bi şeyler yazmış.İşte beni sevindiren ve şiiri güzel kılan bu benim açımdan.Tam nilgünce olmuş.Yüreğin dert görmesin usta.Sevgilerimle...
Bu şiir ile ilgili 12 tane yorum bulunmakta