Acısına katlanan her yara kabuk bağlardı birgün…
Kabuğunu uzaklara taşıyan bir kaplumbağa yaşıyor içimde.
Yükte ağır pahada hafif şiirler yazıyorum heceleyerek.
Ben bu yolda ü şü yo rum diyorum ve tüm karşılaştığım diyaloglar “şükret haline” diyor yüksek sesle.
Diyalektik gülüşler çarpıyor yüzüme ki yüzüm her seferinde yarım yamalak bir gamze asıyor elmacık kemiklerime.
Yarısı kesilmiş bir elma gibi kararıyor zihnim.
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta