Acımasızan Şiiri - Gökhan Sarı

Gökhan Sarı
39

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Acımasızan

Acımasızım biliyorum ama hiç kimse sormuyor acına sızan neydi diye?
Farkındayım kendimin hem de hiç olmadığım kadar
Günün birinde masadaki tabağım eksilecek, bardaktaki çayım soğuyacak
Biliyorum hiç kimse sormayacak nereye gidiyorsun diye.
Kendimi yeniden kalabalık etmenin çaresini arayacağım
Çünkü yalnızlık çok yordu beni,
Kendimle dahi konuşamıyorum
Dilim yüreğime saplanmış, ağzımın içinde varlığını hissetmiyorum.
Bir konuşan kalemim var onu da üç beş kuruşa temin ediyorum
Kaliteli bir yalnızlık yaşamıyorum yani.
Öyle arada bir çıkıyor hadi bugün bir şeyler yapalım diyen onların tabiriyle dost sandıklarım
Evet, dost, ne kutsal kelime!
Şarap tadında yıllandıkça yılanlaşan dostlarım
Sırtını dayağında tenine dişlerini geçiren dostlarım.

İşte halim bundan ibaret, her şeyim var aslında hemde fazlasıyla
Ama henüz senin eline su dökecek birisine rastlamadım sevgilim.
Bana ağır kanamalı şiirler bıraktığından beri,
Bitti dediğin aşkın son virajından dönüyorum omuzlarımın sana bakan yüzünü.
İçim'de nereden geldiğini bilmediğim tarifsiz bir sızı
Gidiş yolun göz çukurlarıma düşmüştü oysa
Hangi dinin kuvvetiyle kulaç attın içimdeki dev dalgalara
Yorulmuş olmalısın, otur biraz.
Hani o dinlemeye doyamadığım bana kahraman kostümü giydirip,
Sonunda beni figüranlığa terfi eylediğin masalını anlat yine
Doyur içimde peydahladığın yetim çocukları
Anne kelimesini düşür dudaklarından
Öyle bir masal anlat ki onlara göz kapaklarını sıkıştırsın parmakların.
Bana o kadın nerde diye sorduklarında ' oğlum' deyip sus kesilsin dudaklarım.

Bilmiyorum şimdi hangi göğsün volkanında eritiyorsun buzulunu
Ben, ben gelmiyor muyum aklına.
Biliyor musun?
Ne zamandır duvara dayıyorum sırtımı,
Teninin sıcaklığından yoksun
Acıya boyanmış soğuk yüzlü bir duvar neyi ifade eder.

Öpeyim de geçsin tesellisine alışmış tenimde, başkalarının dudak izleri narkoz etkisi yaratıyor
Sığındığım hiç bir göğüs boşluğunun kalp atışlarını hissetmiyorum.
Hala kanatılmayı bekleyen yaralarım var, hadi gel dadan yaşlarımın ıslaklığına
Ellerini sür yüzümün sana bakan yanlarına.
Parmakla gösterilecek kadar derin ve büyük izler taşıyorsun bende.
Evet, oydu diyorum!
Beni içinden çıkarıp içimi içinde kanatan, oydu kanlım benim.
Yanlış anlamayın töre cinayeti falan değildi
yastığımın diğer yarısıydı, solumu tel örgülerle saran.
Hayır, kızmıyorum, çocuktu küçüktü henüz
Annemin yastık altında sakladığı umutlarla beslerdim onu
Babamın tembihleriyle sustururdum gitmek zorunda olma yalanlarını.

Ama olmadı!
‘Ben notası bozuk şarkıların en can alıcı nakaratlarını üzerime ez geç diye yalvarırken, sen beni içinden es geçtin.’
Artık dip not olarak düşüyorum senli cümlelerin satır altlarına.
Elimde boyası bitmek üzere mürekkebe bandığım son martı kanatları
Ben aşkı hala eski dilden yazıyorum sevgili, okuyunca hiç bir anlam değişmiyor
Hala aşk kokuyorsun, aşkı çağırıyorsun sevgilim.

Biçimsiz giydirilmiş şizofrenik bir adam kılığı besliyorum ceplerimde
Sana hala edepli kelimeler biriktiriyorum lügatimde
Adını soyunuyorum dilimden başlayarak

Çivi çiviyi söker cümlesinin ardına sığınıp bende senin gibi gidenlerden oluyorum
Peki, hala neden sökemiyorum seni içimden
Bana kimse aşkın adaletinden bahsetmesin
Ölüm kokuyor sokaklar, leş gibi ayrılık tokatlıyor yüzümü.

Hani sana bir şey söyleyeyim mi derdin başın omzumdayken?
Söyle derdim;
Yüzünün deltasında oyduğun tebessümlerle 'bir şey' derdin.
Şimdi ben sana bir şey söyleyeyim mi kadın?
Galiba biz ayrıldık.
Ve ben hem kadınımı kaybettim, hemde kızımı...

Yine'de unutma;
Olmayan camilerime ezan sesi yapmışsam seni, hemde sana rağmen
Aptallığımdan değil, inancıma olan sadakatim dendir…

Gökhan Sarı
Kayıt Tarihi : 3.1.2014 23:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Gökhan Sarı