Karanlık odaya bir pencere açtım Nihal,
Ruhumun çıplak sesini duyman için değil,
Sadece hakikatle soluk almak istedim.
Bu, teslimiyet değil, bir varoluş beyanı;
Suskunluğun zincirini bilerek kırdım.
His, artık bir sır değil, önünde duran saf ışıktır.
“Acaba”ların girdabını susturdum içimde.
Şimdi tek bir soru var: Bu aşkı gizlemek mi,
Yoksa onu bir dağ çiçeği gibi,
Rüzgara ve sana, olduğu gibi sunmak mı?
İkna etmek değil derdim, sadece ‘olmak’;
Kırılganlığım utancım değil, can damarım.
Sözler kısaldı, süsler döküldü Nihal.
Bir metafor kadar ince, bir gerçek kadar katı;
Bu, duanın en yakıcı halidir.
Dram yok, sadece alevin kendi lisanı:
“İşte buradayım ve işte böyle yanıyorum.”
Seninle değilse eğer, kendi varlığımla yanmak.
Reddedilsem bile, arkasında bir iz kalacak:
Gizlemedim, örtmedim, saklamadım.
Bu açılmak, benliğin derin nehrine atılan çakıl;
Yankısı içimde sonsuz, bütünlüğüm sağlam.
Aşkın en erotik hali, bu cesur çıplaklıktır Nihal;
Tasavvufu, senin teninin haritasında yaşamak.
Dünya Yükünün Hamalı
Kayıt Tarihi : 15.1.2026 23:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!