Buzlu ve karanlık geceler kadar soğuk
Acılar
Okyanuslar kadar derin feza boşluğu kadar sessiz boğuk
Acılar
Cehennem ateşi kadar sıcak
Tren çığlığı kadar tiz
Dolu dolu kucak kucak acılar
Acılar
Yaz mevsiminde kopan tufan
Rüzgarla sağa sola uçan
Kurtuluşa yarin sinesine kaçan
Sürüm sürüm inlerken yerlerde
Sığınacak o siper nerede
Acılar
Köşkler saraylar içinde
Fildişi kuleler kurar acılar
Esen bir meltem rüzgarında
Ahh Banu ahh diye çıkar acılar
Acılar
Okunmaz dinlenmez görülmez
Yaşanır ancak bilinmez
Ağlamakla sönmez silinmez
Çekilmez olur zulme azaba döner
Yaşar bedende ölünce söner
Acılar
Bir iken bin olur
Toplanır dosya dosya olur
Ulaşır yare posta olur
Acılar
Merhemle çare olmaz
Ve onsuz derman bulmaz
Vadesiz,süre dolmaz
Doludizgin acılar.
Acılar
Ananın bebesinden ayrılmasında özlü
Evladın babasına isyanındadır gizli
Acılar
Kerbelada şehit düşen yoldaşın
Yaşadığı süreçtir Çeçenyada kardaşın
Acılar
Bir lokma ekmek
Bir yudum sudur
Acılar evreninde en acısı da budur
Acılar
Peşinde avcıların
Kırık kanatlı kuşun
Pençesinde ayının
Ceylandan olan aşın
Hayata bakışıdır
Acılar
Anadan babadan öksüz
Gurbet de kimsesiz ve yarsız
Sokaklar mekanında
Dertliler divanında
Bir gönül ummanın da
Dile gelen acılar.
Acılar ah acılar
Terk edin gidin beni
Çıkın dünyamdan
Çıkın dışarı
Kapatmayın ona giden yolları
Acılar
Ciğerimi dağlar acılar
Türkülerimde ağıt olan acılar
Ağladığıma ağlar acılar
Acılar
Keneler gibi emer kanımı
Bitirir tüketir çökertir
Ama almaz canımı
Acılar
Çepeçevre etrafımı kuşatır
Direnir beden direnir direnir
Umudumu yaşatır
Acılar ah acılar
Yare tatlı gelen acılar
Mermi yarasından beter
Yürek delen acılar
Acılar
Sanki eti kemikten sıyırdı
Yüreği bedenden ayırdı
Acılar
Timsahın çeneleri
Ezdi çiğnedi ve sindirdi
Lokma lokma parça parça
Midesine indirdi
Acılar ah acılar
Terk edin gidin beni
Çıkın dünyamdan
Çıkın dışarı
Kapatmayın ona giden yolları
Acılar
Akan gözyaşım
Acılar
Suyum ve aşım
Acılar
Çökmüş tükenmiş yıkılmış
Yerinden kalkmaz başım
Acılar
Üşüşürler üzerime
Sanki üç başlı canavar
Aç kurtlar gibi saldırırlar
Kokusuna gelirler
Yüreğimde yara var
Acılar
Ayağımda prangayla
Tutsak eden acılar
Onursuz şahsiyetsiz yaşama
Neden olan acılar
Acılar
Cenk meydanı
Bitmez tükenmez toplanır
Acılar
Mızrak gibi
Yüreğime saplanır
Acılar
Sigaramın dumanından
Çare diye çektiğim
Damarımdaki kana
Zehir dolan acılar
Acılar
Umudun fiyaskoya döndüğü
Gönül ün yanılıp kandığı
Hem buz kesip hem yandığı
Gülüşü sevgi sandığı
Çeşit çeşit acılar
acılar
Yarin terk edip gittiği yerde
Acılar
Yarin terk edip gittiği günde
Acılar
Bana yar bana yoldaş olan acılar.
Benim acılarım.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta