Bir varmis bir yokmus
Anadolunun güzel bir kasabasinda
Altı üvey kardesiyle birlikte yasayan
Genç yakisikli bir delikanli varmis.
Herkes Onu kasabasinda Neyzen diye bilirmis,
Boş kaldı mı sabahtan aksama kadar avare avare gezer
Meydandaki cevizin gölgesinde Neyini üflermis.
Günler böyle akip giderken durmadan
Babasının ardı sıra yaşlı annesi de göçüp gitmis dunyadan
Meger ki Mali mülkü o diyarda
Evli olan eker biçer Bekar da
Karin tokluguna çalisirmis.
Böyle kurulmuş töre baştan.
Beş erkek kardesin beşi de eşi de kötü kalpliymis
Her firsatta her bahaneyle Neyzen'i köle gibi ezmis
Altincinin esi Neyzen i severmis.
Bunlar seni çalisarak öldürecek Neyzen git
Bul Sevdigini evlen Hakkini al toprağından demis
-Bak benim bir kiz kardesim var
Git bizim köye begenirsen
Istemeye birlikte gideriz.
Koca bir dügün ederiz.
Sende kurtulursun kölelikten...
Günlerden bir gün çalismaktan yılmış
hakkinin verilmemesi içine dert olmus
Yengesinin köyüne kiz bakmaya yola koyulmuş
Bir ay yürümüste yürümüs
sonunda denizin suyunun topraga deydigi
Ormaninin karanligindan günesin görülmedigi
Bir diyardaki yengesinin köyüne varmis
Yolda su tasiyan kizlara rastlamis
yüzüne günes degmemis ak paklarmis
Köye az kala bir çoban yolunu kesmis
Demiş ki
hemserim memleket nere nereden gelir nereye gidersin
Demiş
su köyden gelirim bu köye sunun kizini görmeye gelmisim.
Çoban Sen o kizin bir ay önce köyün imamiyla evledigini bilmezmisin.
Neyzen gözleri dolu dolu Nerden bileyim bizim eller uzaktir
bir ay önce çiktigimda
Öyle bir sey yoktu demis.
Neyzen oracikta gözyasi içinde kalmış
Allah ım demiş
neyine üflemis
öyle acikli sesi varmis ki neyin
Yayilan koyun aglamis
su tasiyan kizlar aglamis
çoban aglamis.
Hüseyin on gece matem i ney yapmis
sonra
Heybesini artmis boynuna
helallik alip yürümeye Baslamis.
Bir orman köyüne varmis
aganin huzuruna çıkmış,
demis ki
basimdan böyle hal oldu geçti
Harmana geç kaldim.
Gitsem kardeslerim beni koymaz eve
bana bakin bu kış nasil diyeyim
izin verin kulunuz olayim
obur yaza kadar burada kalayim.
Ne isterseniz yapayım.
Aganin karisi bu
-meymenetsizde kimmis böyle
Atın huzurdan dışarı demiş.
Ama ağa durun demiş.
Tamam sana samanlıkta bir yatak
Uc öğün yalak
Güdülmek ister manda malak.
Hüseyin teşekkür etmiş.
mandaları güderken uzunca aylar geçmiş
Bahar gelmiş
Günlerden bir gün Ağanın kızı elif dolaşmaya çıkmış
O sırada hüseyin'de neyine üflüyormuş
Nefes neyde aşka nağme olup dışarı taşıyormuş.
Elif bu sihire dayanamamış
O tarafa doğru yönelmiş
Oturmuş gözleri yumuk hüseyin'nin karşısına
Dinlemeye koyulmuş.
ruhu kanatlanmış uçmuş.
Hüseyin bitirince nefesi
gözlerini açmış
Açmış inanamamış
Bir melek oturmuş onu dinliyor
Gözlerini bir daha yummuş bir daha açmış.
sormuş;
Sen perimisin
Elif demiş ki
Yok ağa kızıyım.
öyle deyince hüseyin hemen dönmüş sırtını kıza
Hadi git ben babanın yanında bir çoban sen onun kızı
Görmesinler yanyana birbirimizi
Elif korkma demiş babam beni sever bir şey demez.
O günden sonra elif gizli gizli hüseyin'e
Ney'in sesine kaçmış konaktan.
elif'in topal bir dayısı varmış
başka köyde yaşarmış
Zenginliği gücü dillere destanmış
Meğer ki aklınca elif'i kendi oğluna yazmış
bir gün kardeşini ziyarete köye geliyormuş ki
elif ile Hüseyin'i ıssızda beraber görmüş.
Sesini çıkartmadan köye gelmiş.
Olanı kızkardeşine demiş.
Kızkardeşinde ağa kocasına.
Ağa hemen hüseyin'i çağırtmış
Köyden uzaklaştırmış
Elif'i çağırmış azarlamış
topal'ın oğluna vereceğine de ahd etmiş.
Hüseyin
Elif elif diye diye delirmiş
Dağda taşta çölde kışta,
Selsefil ney üflemiş ceylanlara kuşlara
Aşkını anlatırmış
Görenler haberini getirir
deliliğiyle dalga geçerlermiş.
Gün gelmiş elif in düğünü olmuş
topalın oğluna varmış.
fakat onu odasına almamış.
kalbi kötüler haberi hüseyin'e bildirmişler.
hüseyin inanmamış düşmüş yola.
Elif'in gelin gittiği köye varmış
Gizlice elif'i aramış.
Bir gün elif umutsuz odasından çıkıp
Canına kıymaya nehrin ucuna varmış
Varmışta bir bakmış
Hüseyin orada nehre bakıp elif diye feryat eder görmüş
Yanına gitmiş Elini tutmuş
Ben geldim
Hadi kaçalım demiş.
Hüseyin ile elif kaçmışlar
Az gitmişler uz gitmişler
dere tepe düz gitmişler
Bir şehre varmışlar
Hüseyin demiş ki
Buranın Valisi benim dostumdur
Saltantına sığınalım burada yaşayalım.
Elif ile Hüseyin çıkmışlar valinin huzuruna
Anlatmışlar olanı
Vali demiş ki
Ömrünüzce mutlu olun saltanatımın en güzel hanesi sizin aşkınızındır.
Çok uzun olmamış mutluluk
Topal ordusunu toplamış
elif ile hüseyin in gittiği şehiri buldurmuş.
Sonra şehre elip adamlarıyla huzura çıkmış demiş ki
ey Vali
İki kaçak aşık saklarmışsın saltanatında
O aşıklardan elif benim oğlumun nikahlı karısıdır
cezaları verile aksi halde önce şehrini yakacağım
Sonra şikayete istanbula padişaha çıkacağım.
Vali korkmuş getirtmiş aşıkları
Meydana dikmiş
ahaliye taşlayın demiş.
topal ve adamları pis pis gülmüş
Başlamış ahali aşıkları taşlamaya
Elif ile hüseyin çökmüş
hüseyin neyine üflemiş.
Taşlar atanın başına geri dönmeye başlamış bunu gören
Topal ve adamları kaçmış vali pişman olmuş.
Günler geçmiş
olanlar elif'in köyüne ulaşmış
ağanın kulağına fısıldanmış.
ağa ettiklerine pişman yola koyulmuş.
gitmiş şehre
kızının evine demiş ki
aydan güzel arslandan yiğit kızım ben ettiğime pişmanım al sevdiğinide yanına
size gerçek düğün edelim
hep beraber mutlu yaşayalım.
elif kabul etmiş sarılmış boynuna
Köylerine geri dönmüşler
Bir hafta sonra anlı şanlı düğüne karar vermişler
Dostlar ahbaplar çağrılmış
ziyafetler şölenler hazırlanmış.
düğün'ün bir gece öncesinde efif'e kına yakılmış hediyeler sunulmuş
topalın gönderdiği bir çengi
Elif'e zehirli şerbet sunmuş
Elif bilmediğinden içini oyunun içmiş. uykuya dalmış.
sabah acı bir feryatla ortalık aydınlanmış.
Elif'in öldüğünü haykırıyormuş
Tez hüseyin'e haber salmışlar
Hüseyin elif'in yanına gelmiş
ama elif çoktan can vermiş.
Taze bir mezar kazılmış elif'e
Herkes ağlıyormuş.
topalda gelmiş ailesiyle çengide hüseyin'in üvey kardeşlerinin beşide
onlar ağlar gözüküpte içlerinden oh olsun diyormuş.
Mezara yerleştirmişler gül yüzlü elif'i
Kapatmışlar yüzünü toprakla herkes dağılacak artık
Hüseyin çıkartmış koynundan neyini
başlamış nağmeye
Herkes yerinde donmuş kalmış
Olan o zaman olmuş
Gökler kararmış
mezar yarılmış
elif nurlar içindeki mezarından elini uzatıp
Hüseyin i de mezarın içine çekmiş
toprak yine örtülmüş
sonra
Gökgürlemiş
bir yıldırım düşmüş
Kötülerin başına
hepisi cayır cayır yanmış
bu hikaye sonra dilden dile anlatılmış.
Bu hikayeyi ben yazdım AŞIK BEG HEZARİ
içine sihrini koyup muska yaptım sevenlerin yüreğine
Kim üç gurbet üç sevda Türküsü söylerse
Bu hikayeyi okuyup ya dinleyip
Sevdiğine kavuşsun.
H.d 2006
Hüseyin DoğanKayıt Tarihi : 5.3.2006 15:04:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

TÜM YORUMLAR (4)