03 Şubat 1971 yılında Hatay’ ın Yayladağı ilçesinde dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Yayladağı’nda tamamladı.1991 yılında Polis Memuru olarak Emniyet Teşkilatına girdi. Üç yıl Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yapan Abdurrahman KARA 1995 yılından bu yana Konya Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yapmaktadır.
Şiir aynı zamanda bir “ günce” dir.”Gün”’ü, “An” ı, bir bakışı, bakılmamayı, bir iç çekişi anlatır. Hatta şiir bir mektuptur. Çünkü şiir genellikle başkalarına seslenir. Ya doğrudan seslenir, ya da dolaylı olarak ama seslenir. Aslında şiiri üstât Mehmet Turan YARAR dört mısra ile ne güzel özetlemiş.
“Şâir deriz ummâna soluksuz dalana
Şâir demeyiz kupkuru ıslık çalana
Bin türlü yalan satsa da şair dediğin
Bin gerçeği sığdırmalıdır her yalana.”
Mehmet Turan Yarar
“ Şiir duygu havuzunun fıskiyesidir. Gerçi günümüzde duygu ve düşünceden yoksun bazı şaklabanlar bu duygu ve düşünce havuzunun fıskiyesini seyredenler hayalperest diyorlar ama gerçeği de söylüyorlar farkına varmadan… Şiir hayal ürünüdür… Hayallerimi yitirdiğim gün ölürüm her halde… Hayal edemeyen şiir yazamaz.Sabah erkenden gök yüzünü maviye boyamak, güneşli türküler söylemek, solan papatyayı canlandırmak, sağalmaz denilen yarayı” mesela aşk yarasını” sağaltmak bir öpücükle, dört mevsim bahar olmak şairin görevidir” diye düşünen şairin “ kirlenmemiş İklimler ” 4. kitabıdır. Daha görücüye çıkacak yığınla şiiri beklemektedir. Çeşitli dergi ve antolojilerde şiirleri yayınlanan şair, evli ve Muhammet Emir (17) , Osman Nazım (17) isminde ikiz çocuk babası’dır.
Eserleri
Eğreti Beşikte Kâbuslar
Tutsak Düşler (Şair Y.LALE ile birlikte)
kimsesiz Pencereler
Kirlenmemiş İklimler
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!