Beden çürür toprakta, ruh ölür mü?
Gafil kalmışlar, bunu hiç bilir mi?
Elden giden fırsat acep gelir mi?
Aşkın gözyaşları akar içimde hep.
Âşıklar maşuku bulduğu günde,
Şimdi nasıl yazayım bizim Gevaş’ı,
Gidip görmek gerek, anlatmak kolay.
Lezzeti şahane Gevi ananın aşı,
Gidip tatmak gerek, hem yazmak kolay.
Yaz aylarında giyer yeşil fistanı,
Yaşı ilerlemişti er kişinin kendisi
Yoran zaman der, hâlbuki tam tersi.
Her attığı adımda bir pay ölçer nefsi,
Canı bir emanetti, oysa sahip çıkmadı.
Ne güzel koşardık tuzlu yollardan,
Toplanma alanı köydeki meydan.
Bıkmazdık, usanmazdık oyundan;
Çocukluğum geldi, ah şimdi aklıma.
Kerpiç kokan evlerde hatıralar asılı,
Günahlarım çok, yüzüm kara; utanırım
Kalbimde kara leke, nasıl aklanırım?
Yüce Rabbim, mağfiretine sığınırım
Cürmüm ile yol kat etmem, bilirim
Hatırımda Allah zikri eksilmez hiç
İyilik bekleme kimseden — menfaat çağı,
Fitne çepeçevre sarmış her evi ocağı.
Şimdi hüküm sürenler birer Z kuşağı,
Dünya dönüyor, lakin sessiz sadasız.
Gökyüzünde bulutlar dağılır bir bir,
Mahlukatın en şereflisi insan
Hesabın mahşerde çetin olacak
Gaflet uykusundaki Müslüman
Hesabın mahşerde çetin olacak
Himmet bekliyorum sultanım, aman
Kıyamet yaklaştı, geçmekte zaman
Bakışın şifa bize, Mihri Süleyman
Gönülden gönüle bir yol var elbet
Yanında durunca ruhum beslenir
Onbir aydan sonra gelen Sultan
Gelişi ile dirilir gönüllerde iman
Kalplere sımsıcak dokunur ezan
Hoş geldin bize ey şehri Ramazan
İnanç ehlinden olan tutar orucu
Bir zamanlar pencere boyuna yağardı kâr,
Atlardık damlarda üzerine, eylerdik havar.
Bugün o koca dağlarda sadece toz var...
İklim mi bozuldu, yoksa insan mı bilmem.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!