Hayatı çok karmaşık ve maceralarla dolu geçti.Esas mesleği ağır vasıta şoförlüğü olup bir çok şirketlerde çalıştı, baş şoförlük yaptı.sonraları kamyon alarak hafriyat yaptı kömür ocaklarında damperli kamyonu ile çalıştı, sonraları Irak İran ve Arap ülkelerine nakliyatlar yaptı, daha sonra Irakta bir trafik kazası sonucu hiç suçu olmadığı halde suçlu gösterilerek hapse atıldı ve üç sene hiç mahkeme olmadan tutuklu kalarak bekledi. Sonunda hapisten kurtularak ülkesine geri döndü.Tekrar iş hayatına atıldı eski bir arkadaşının kömür ocağında yöneticilik yaptı ve oradan emekli oldu.Şimdi ise aricilik yaparak doğa ile beraber yaşamakta ve arada sırada bir şeyler yazıyor.Bu anlatılanlar şairin hayatında çok küçük ayrıntılar dır.
Emekli olduktan sonra tekrar beş sene tir şoförlüğü yaptı. Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan, Türkmenistan, Dağıstan, buralara yük taşıdı.Şimdi Samsunda kalıyor.Yazları yaylalara giderek arılarına bal yapmaları için hazırlıklar yapıyor
Eserleri
Sadece bazi internet sitelerine şiirler ve makaleler yazıyor.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




-
Sevda Yanık
Tüm YorumlarSizin bu konularda fikir sahibi olduğunuzu düşündüğüm için benide bu konuda aydınlatabileceğinizi düşünüyorum.Benim ciddi anlamda görüştüğüm bir arkadaım var evlenmeyi düşünüyoruz fakat kendisi alevi ben ise oldukşa dindr tutucu bir sunni ailenin kızıyım sizce bz evlenebilirmiyiz acaba ailem bu duru ...