Prof.Dr. Abdulhamit Birışık
1963 yılında Gaziantep’te doğdu. 1982 yılında Gaziantep İmam Hatip Lisesi’ni bitirdi ve aynı yıl Atatürk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’ne girdi. 1984 yılında yatay geçişle geldiği Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden 1987 yılında mezun oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda İmam-Hatip, Milli Saraylar Daire Başkanlığı Dolmabahçe Sarayı’nda Arapça mütercim-rehber, İmam Hatip lisesinde öğretmen ve Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nde tasnif personeli olarak görev yaptı. 1990 yılı sonu itibariyle TDV İslam Araştırmaları Merkezi’nde (İSAM) Araştırmacı Adayı olarak göreve başladı. MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Tefsir Anabilim Dalı’nda yüksek lisans (1990) ve doktora (1996) eğitimi aldı. “Hind Alt Kıtasında Urduca Tefsirler ve Ehl-i Kur’ân Ekolü” adlı doktora tezi için dil öğrenmek ve araştırma yapmak maksadıyla Ağustos 1992’de Pakistan’a gitti ve 1994 yılı Şubat ayına kadar burada bulundu, bir süreliğine de Hindistan’da alanıyla ilgili çalışmalar yaptı. Şubat 1995’ten itibaren bir tam yıl İngiltere’de alanıyla ilgili araştırmalar yaptı. 6 Kasım 1996’da Doktorasını tamamlayıp İSAM’a Araştırmacı olarak atandı. İSAM tarafından hazırlanan TDV İslam Ansiklopedi’ne müellif redaktör olarak katkıda bulunmanın yanında Tefsir İlim Heyeti Başkan Yardımcısı (1996-2001) ve Başkanı (2002-2007) olarak da görev yaptı. Ansiklopedide 70’e yakın maddesi bulunmaktadır.
2001 yılında Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Tefsir Yardımcı Doçenti olarak göreve başladı. Aynı fakültede 2005 yılında Doçent, 2012 yılında Profesör oldu. 18 Temmuz 2013 tarihinde Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne atandı. 3 Ocak 2018 tarihinde Pamukkale Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde görevlendirildi ve 17 Ocak’ta Dekan Vekili oldu. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından 17 Mayıs 2018 tarihinde Dekan olarak atandı.
Yurt Dışı görevlerine gelince, 1999-2001 yılları arasında Aşkabat’taki Mahtımkulu Türkmen Devlet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde, Ağustos 2007-Ağustos 2008 arasında Pakistan Uluslararası İslâm Üniversitesi’nde çalıştı. Bu sürenin 9 ayını İslâm Araştırmaları Fakültesi’nin (Faculty of Islamic Studies/Usuluddin) Dekan Vekili olarak geçirdi. Aldığı davet üzerine gittiği Katar Üniversitesi İslam Hukuku ve İslâm Araştırmaları Fakültesi’nde (Külliyetü’ş-Şeria ve’d-Dirâsâti’l-İslâmiyye) 3 yıl öğretim üyesi olarak çalıştı (Eylül 2008-Eylül 2011).
Birışık, alanı ile ilgili birçok uluslararası ve ulusal kurum üyelikleri yanında 17 Temmuz 2017 tarihinde Pakistan Cumhurbaşkanı’nın Başkanı olduğu Uluslararası İslam Üniversitesi Mütevelli Heyeti’ne (Board of Trustees) üye olarak seçilmiştir. Evli ve 4 çocuk babası olup Arapça, İngilizce ve Urduca dillerini bilmektedir.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!